YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3338
KARAR NO : 2012/20196
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ikinci olarak Kurumca hesaplanan sürelere ilişkin çıkarılan borcun af kapsamında değerlendirilerek yeniden hesaplanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 2926 sayılı Yasaya tabi hizmetlerinin Denizli 1.İş Mahkemesinin 2006/1163 Esas sayılı dava dosyası ile tespit edildiğini henüz dava sonuçlanmadan, prim borçlarının ödenmesine yönelik yapılandırma talebinde bulunduğunu Kurum tarafından mahkemenin kabulünde olan tüm sigortalılık süreleri yerine sadece 8 aylık süreye ilişkin yapılandırmanın kabul edilerek borcun ödendiğini bu durumun Kurumun hatalı işleminden kaynaklandığını sigortalılık sürelerinin tamamına ilişkin prim borçları yönünden 5510 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılmadan faydalanması gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının Denizli 1.İş Mahkemesinin 2006/1163 E sayılı dava dosyası ile davalı Kurum aleyhine açılan tespit davasının yargılaması aşamalarında 5510 sayılı Yasa uyarınca yapılandırma talebinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kara verilmiş ise de eksik araştırmaya dayalı olarak varılan sonuç doğru değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden Denizli 1. İş Mahkemesine ait 2006/1163 Esas, 2009/343 Karar sayılı dava dosyası ile davacının 01.06.1995-31.12.1995, 01.05.1997-25.5.2006 dava tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine dair verilen kararın 10.Hukuk Dairesine ait 6.7.2009 gün ve 2009/8066 Esas, 2009/12208 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının kesinleşen bu dava dosyası içersinde prim borçlarının yapılandırılmasına ilişkin bir talebinin olmadığı, davalı Kurumun 5.8.2009 tarihli yazı cevabından ise 3.6.2008 tarihli Kurum işlemi ile davacını sigortalılık sürelerinin 1.5.1997-31.12.1997 ,1.6.2006-devam şeklinde belirlendiğini daha sonra 18.7.2008 tarihli işlemle davacını sigortalılık sürelerini 1.5.1997- devam şeklinde belirlendiğini son olarak 19.3.2009 tarihli işlemle ise sigortalılık sürelerini 1.6.1996-devam şeklinde belirlendiğini ;
5510 sayılı yasa ile getirilen prim borçlarının yapılandırılması işlemlerinin 28.5.2008-30.6.2008 ek uzatma ile 19.8.2008-8.9.2008 tarihleri arasında talepte bulunan sigortalılar yönünden uygulandığını süresi içinde talepte bulunan sigortalılar yönünden sigortalılık süreleri daha sonra değişse bile ek prim tahsil edilerek aftan yararlandırıldıklarını davacını ilk işlem tarihi olan 3.6.2008 tarihinde sigortalık süresinin 1.5.1997-31.12.1997 ve 1.6.2006-devam şeklinde tespit edildikten sonra 12.6.2008 tarihinde borcunu yapılandırma talebinde bulunarak çıkan borcu 320.00 TL olarak 18.6.2008 tarihinde ödediği davacının daha sonra değişen sigortalılık süreleri esas alınarak müracaatı halinde yeni borcunu yapılandırması ve aftan yararlanmasının mümkün olduğu bildirilmiştir.
Kurum 6.11.2009 tarihli yazısında da davacının 12.6.2008 tarihinde 5510 sayıl Yasa uyarınca yapılandırma talebinde bulunduğunu peşin ödemesi gereken tutarı 18.6.2008 tarihinde ödediğini sigortalılık hizmetlerini artması nedeniyle 9.566.00 TL prim borcunun çıktığını ve bu borcun 31.8.2009 tarihinde ödettirildiğini belirtmiştir.Kurumun bu iki yazısından tespit davası devam ederken ve 5510 sayılı Yasada öngörülen yasal süresi içinde 12.6.2008 tarihinde yapılandırma talebinde bulunduğu açıkça ortadadır.Eldeki dava devam ederken de 31.8.2009 tarihinde bildirilen borcu ödemiştir.
Mahkemece, Kurumun gerek 5.8.2009 gerekse 6.11.2009 tarihli yazı cevaplarından davacının yasal süresi içinde 5510 sayılı Yasadan faydalanma talebinde bulunduğu ve bir kısım primleri ödediği gözetilerek mahkemece kabul edilen tüm sigortalılık süreleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.