Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3522 E. 2012/20449 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3522
KARAR NO : 2012/20449
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/10/1993-15/05/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 15.10.1993- 15.5.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne ve 14859734 Sigorta sicil numaralı davacı …’ün 01/12/2002 ile 15/05/2006 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı … Bakanlığına bağlı … İlçe Emniyet Amirliğinde asgari ücretle çalıştığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE karar verilmiştir.
Uyuşmazlık;davacının kayden başka bir işyerinde çalışıyor gözükmesi nedeniyle davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışmanın varlığı halinde ise, kesintinin öncesi ve sonrasında oluşacak her çalışma devresi için dava koşullarının varlığı yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak belirlenecektir.
Somut olaya bakıldığında; davacının, davalı … Bakanlığına bağlı … Emniyet Müdürlüğünde kalorifer yakmak, yazım bahçe bakımı çevre temizliği işlerini yapmak suretiyle davaya konu zaman içinde tanık beyanlarına göre kesintisiz olarak çalıştığı, ücretin … Kaymakamlığı tarafından Sosyal Yardımlaşma Vakfı bünyesinden ödendiği, ayrıca … sicil nolu … Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 4.6.2002- 1.12.2002 tarihleri arasında kuruma hizmet bildiriminin yapıldığı, mahkemece bu sürenin kesintili çalışmanın karinesi kabul edilerek 4.6.2002 tarihinden önceki çalışmaların hak düşümüne uğraması gerekçesiyle talebin reddine, geri kalan süre yönünden tespite karar verildiği, ancak tanık beyanları ile davacının kesintisiz olarak dava konusu dönemin tamamında … İlçe Emniyet Müdürlüğünde çalıştığı sabit olduğundan ücretin başka işyeri tarafından ödenmesinin sonuca etkili olmadığı ve Kuruma bildirilmeyen, iddia konusu 15.10.1993- 15.5.2006 tarihleri arasında kalan devrede aralıksız çalışma olgusunun anlaşılması nedeniyle, blok çalışma nedeniyle hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği düşünülmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44-98; 23.06.2004 gün ve 2004/21-369-371 ve 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 18.06.2008 gün ve 2008/21-429-437 sayılı Kararlarında da bu hususlara değinilmiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde, talebin tamamının kabulü gerekirken hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilerek yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yöne ilişkin istemi kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.