Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3558 E. 2012/11581 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3558
KARAR NO : 2012/11581
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalının tüm davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 12.5.2006 tarihinde geçirdiği iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve hak onun hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat davasının davacı sigortalı Bülent bakımından kabulüne diğer davacılar bakımından ise reddine karar verilirken manevi tazminat davasının ise tüm davacılar bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;meydana gelen zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığınca iş kazası olarak kabul edildiği,kaza neticesinde sigortalının %63 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayıp kazanın oluşumunda davacı sigortalının %30 oranında kusurunun bulunduğu,davacı sigortalı maddi tazminat davasındaki talebini 6.1.2010 tarihli usulüne uygun ıslah dilekçesi ile artırdığı,mahkemece maddi tazminatın ıslah ile artırılan kısmı bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedildiği,anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Öte yandan iş kazasının Borçlar Hukuku yönünden bir haksız fiil olduğu, zararın ve dolayısıyla tazminat alacağının olay anında ortaya çıktığı, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiği gözetilerek hüküm altına alınan tazminata zararlandırıcı olayın (iş kazasının) gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.
Buna göre somut olayda,;
A)Manevi tazminat davası yönünden yapılan incelemede;kaza tarihi,tarafların kusur durumu ve özellikle davacı sigortalı …’in sürekli iş göremezlik oranı dikkate alındığında ayrı ayrı olarak tüm davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır.
O halde, davacılar vekilinin manevi tazminat davası bakımından bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
B)Maddi tazminat davası bakımından yapılan incelemede ise sair yönlerden kararda bir yanlışlık olmamakla birlikte yukarıda açıklandığı üzere ıslah dilekçesi ile arttırılan bölüm de dahil olmak üzere maddi tazminat isteminin tamamına 12.5.2006 olan kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ıslah dilekçesi ile arttırılan bölümüne ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HUMK’un 74 ( 6100 Sayılı HMK’nın 26.maddesi)uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenle;1-Manevi tazminat davası bakımından BOZULMASINA,
2-Maddi tazminat davası bakımından ise hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin tümüyle silinerek yerine “1-Davacı … bakımından maddi tazminat davasının kabulü ile 124.587,84TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 12.5.2006 tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline,fazlaya ilişkin istemlerin reddine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.