YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3745
KARAR NO : 2011/6363
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.05.1992-02.04.2001 ile 02.04.2001-11.07.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Davalı işverenler temyizi yönünden yapılan incelemede, taraflar arasındaki hizmet tesbiti ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine dair, Mahkemece verilen 21.12.2010 tarihli karar, davalı işveren Şirketler vekilince süresinde temyiz edilmiş olup, bilahare anlaşmaları üzerine davalı vekilinin vekaletnamesindeki yetkisine dayanarak 16.05.2011 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden feragat etmiş bulunduğundan davalı işverenler vekilinin temyiz talebinin feragat nedeniyle reddine, karar vermek gerekmiştir,
2- Davalı Kurum temyizi yönünden yapılan incelemede, dava, davacının davalı şirketlere ait iş yerinde 01.05.1992-11.07.2002 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenlerden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işverene ait işyerinin 01.03.1992 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,halen faal olduğu, Emniyete verilen 13.11.2001 tarihli ve 05.04.2002 tarihli belgelerde davacının davalı işyerinde çalıştığı,işe giriş tarihinin 01.05.1992 olduğu, gece bekçiliği yaptığının belirtildiği,davacı vekilinin bu belgedeki giriş tarihinin davacı tarafından işverence verilen talimat ile doldurulduğunu , belgedeki giriş tarihinin doğruluğunun iş mahkemesince açılan dava ile tesbit edileceğini bildirdiği,davacı hakkında bu belgedeki işe giriş tarihinin sahte olarak düzenlendiği iddiasıyla sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, davanın sonucunun iş mahkemesince beklenmediği ve verilen bu kararda bu belgenin esas alınmadığı,davalı işyerinde tutulan 20.01.1993 tarihli durum tesbit tutanağında davacının isminin olmadığı, tutanakta Sigorta Müfettişi, işveren vekili ve çalıştığı tesbit edilen işçilerin imzalarının bulunduğu, 11.07.2002 tarihli durum tesbit tutanağında, davacının tescilsiz olduğunun, işe başlama tarihinin 02.01.1998 tarihi olduğunun belirtildiği, tutanakta Sigorta Müfettişinin, davacının, yoklama memurunun ve işveren temsilcisinin isminin ve imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ; Mahkemece davacının 02.01.1998-11.07.2002 tarihleri arasına yönelik isteminin kabul edilmesi doğru ise de,01.05.1992-02.01.1998 tarihleri arasına yönelik talep yönünden, davalı işyerinde tutulan 20.01.1993 tarihli durum tesbit tutanağında davacının isminin olmadığı, 11.07.2002 tarihli durum tesbit tutanağında ise davacının tescilsiz olduğunun, işe başlama tarihinin 02.01.1998 tarihi olduğunun belirtildiği, tutanakta davacının isminin ve imzasının bulunduğu gözetilerek davacının işe giriş tarihinin 02.01.1998 olduğuna dair yazılı belge ve davacının kendisini bağlayan imzasının olması, 02.01.1998 tarihi öncesinde çalışma olduğuna dair de davacı tarafından ileri sürülen yazılı bir belge bulunmaması karşısında, davacının 01.05.1992-02.01.1998 tarihleri arasına yönelik isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı işverenler vekilinin vaki temyiz talebinin feragat nedeniyle reddine, davalı Kurum temyizi yönünden ise temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.