Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3804 E. 2012/20954 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3804
KARAR NO : 2012/20954
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, geçirdiği kazasının iş kazası olduğunun ve maluliyet oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalıya ait işyerinde 29.10.2009 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Kurum tarafından yapılan tahkikat devam ettiğinden dava açılması koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 01.10.2010 tarihli yazısında, davacının geçirdiği iş kazası ile ilgili gerekli tahkikatın yapılması için istekte bulunulduğu, tahkikatın halen devam ettiğinin bildirildiği, davacının 21.12.2009 tarihinde Kurumdan iş kazası nedeniyle aylık talebinde bulunduğu,işveren tarafından 30.10.2009 tarihli işyeri kaza bildirim formu ile iş kazasının Çalışma Bakanlığına bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Sosyal Güvenlik Kurumunca olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde olayın ilgilisi olan sigortalı veya hak sahipleri “olayın iş kazası olduğunun tespiti” istemli dava açabilecekleri gibi, Kurumca olayın iş kazası olarak kabul edilmesi halinde de olayın ilgilisi olan işverinin de “olayın iş kazası olmadığının tespiti ” istemli dava açabileceği, gerek sigortalı veya hak sahiplerinin gerekse işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca belirlenen sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmeleri halinde “sürekli iş göremezlik oranının tespiti” istemli dava açabilecekleri Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş kararları ile kabul edilmektedir. Açılacak bu davalarda davanın tarafları sigortalı veya hak sahipleri ile işveren ve hak alanını ilgilendirdiğinden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıdır.
Olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmesi halinde “olayın iş kazası olmadığının tespitine” ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça tazminat davasına bakan mahkemece bu husus nazara alınamayacağından ve yine İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça Sosyal Güvenlik Kurumunca davacıya mahkemece belirlenecek “sürekli iş göremezlik oranı” esas alınarak gelir bağlanmayacağından bu gelirin peşin sermaye değeri maddi zarardan düşülmeden Kurumca karşılanmayan maddi zarar miktarını belirleme imkanı bulunmadığından maddi tazminat istemli Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı bir davada “olayın iş kazası olmadığının” tespitine karar verilemeyeceği ve sürekli iş göremezlik oranının tespitinin yapılamayacağı, yapılması halinde maddi tazminat istemli davanın sonuçlandırılmasının fiilen mümkün olmadığı ortadadır.HGK.’nun 07.02.2007 tarihli, 2007/21-69 Esas, 2007/55 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacı 21.12.2009 tarihinde Kurumdan iş kazası nedeniyle aylık talebinde bulunduğu halde Kurum iş kazası tahkikatının devam ettiği gerekçesiyle halen talebini yerine getirmemiştir.Hal böyle olunca, mahkemece Kurumca yapılan tahkikatın sonucu beklenerek, olayın iş kazası olmadığının bildirilmesi halinde olayın iş kazası olup olmadığı yöntemince araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.