YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3852
KARAR NO : 2011/9226
KARAR TARİHİ : 01.11.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince süresi dışında davalı vekilincede süresinde temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm, davacı vekilinin yüzüne karşı 30.12.2010 tarihinde tefhim edilmiştir. Davacı taraf ise 13.04.2011 tarihinde Yargıtay’a sunduğu dilekçe ile kararın düzeltilmesini istemiş ise de sunulan bu dilekçe temyiz dilekçesi niteliğinde olup şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davacı tarafın temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Davalının temyizine gelince; dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre , aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının % 9,1 fark malüliyeti nedeniyle uğradığı 15.000,00 TL manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında davacı 09.11.2010 tarihinde ölmüş, mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Davacının meslek hastalığı sonucu % 28,8 oranındaki malüliyeti % 37,9’a yükseldiği olayda, davalının % 70, davacının % 25 oranında kusurlu olduğu, % 5 oranında da kaçınılmazlık bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu ortadadır. Ayrıca kararda faizin işlemeye başladığı tarihin açıkça gösterilmesi gerekirken, infazda tereddüt uyandıracak biçimde açıkça yazılmamış olması ve davacı Apdullah Alp yargılama sırasında öldüğü, mirasçıları davaya devam ettiği halde karar başlığında mirasçıların adlarının gösterilmemiş olması da isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.