YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4077
KARAR NO : 2012/23578
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 01/01/2007 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı bağlanarak biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 13/03/1985-18/12/1998 tarihleri arasında SSK’lı çalışmaları dışında 1479 sayılı sigortalı olduğunun tespiti ve aksine kurum işleminin iptali ile SSK’ya tahsis için başvurduğu tarihi takip eden ay başı olan 01/01/2007 tarihinden itibaren 506 sayılı yasadan yaşlılık aylığı bağlanarak ödeme tarihleri itibariyle faizleriyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacının 7566204 SSK, 0737389361 bağkur numaralı sigortalı davacı …’in kurumca kabul edilen sürelerin yanı sıra 22/03/1985-18/12/1998 tarihleri arasında ve 506 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık süreleriyle çakışan; 20/11/1993-31/01/1994 tarihleri arasındaki 25 günlük, 25/05/1994-14/12/1994 tarihleri arasındaki 156 günlük, 1997 yılı 1.dönemindeki 40 günlük, 1997 yılı 2.dönemindeki 80 günlük, 1997 yılı 3.dönemindeki 80 günlük, 1998 yılı 1.dönemindeki 80 günlük, 1998 yılı 3.dönemindeki 80 günlük süreler dışında 1479 s.kanun kapsamında Bağkur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine, davacıya tespit edilen bu süreler de dikkate alınarak, 506 s.yasa kapsamında yaptığı 16/12/2006 tarihli tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01/01/2007 tarihinden itibaren davalı kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 10/02/1995 varide tarihli giriş bildirgesi ile 01/10/1985 tarihinde başlayan vergi kaydı ile tescilinin yapıldığı, daha sonra başlangıç tarihinin oda kaydı gereğince 22/03/1985 olarak düzenlendiği, 10/05/1983-31/10/1983, 20/11/1993-31/01/1994, 25/05/1994-14/12/1994, 10/03/1997-30/12/1998, 01/02/2004-30/04/2004, 27/12/2004-15/12/2006 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışmalarının bulunduğu, 13/03/1985-18/12/1998 tarihleri arasında oda kaydının, 23/10/1985-18/07/2006 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının ve 01/10/1985-31/01/1989 ve 07/03/1989-19/10/1991 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, tahsis talep tarihinin 15/12/2006 olduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 81/B-d maddesinde “23.05.2002 tarihinde; sigortalılık süresi 15 (dahil) yıldan fazla, 16 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 43 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 18 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 20 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 47 yaşını doldurmaları ve en az 5150 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davacının son 7 yıl içindeki sigortalılık sürelerine göre 506 sayılı Kanun gereğince yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının sigortalılık başlangıç tarihi 10/05/1983 tarihi olup 23/05/2002 tarihi itibariyle 19 yıl 13 gün sigortalılığı olduğundan 506 sayılı Kanunun geçici 81/B-d maddesi gereğince 25 yıllık sigortalılık süresini ve 47 yaşını doldurması ve en az 5150 gün prim ödemesinin bulunması halinde emekli olabilecektir. Davacının toplam 5576 gün prim ödemesi bulunmaktadır. Davacı 25 yıllık sigortalılık süresini 10/05/2008 tarihinde ve 47 yaşını ise 24/05/2006 tarihinde doldurduğundan 15/12/2006 tarihindeki tahsis talebi gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi mümkün değildir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.