Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4268 E. 2012/21724 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4268
KARAR NO : 2012/21724
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, malullük aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, bağlanacak aylıkların müracaat tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının malullük aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile Kuruma başvuru tarihinden itibaren almaya hak kazandığı maaşlarının tahakkuk tarihi itibariyle yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının malulllük aylığı tahsis talebi ile 2006 yılında davalı Kuruma yaptığı müracaatın reddine yönelik Kurum işleminin iptali ile müracaat tarihi itibariyle davacının malullük aylığı almaya hak kazandığının tespitine,bu tarihten itibaren maaşlarının ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 17.04.2007 tarihli yazısına göre, 03.04.2007 tarihli karar ile sigortalının hastalık ve arızasının sigortalı oluş tarihinden önce de maluliyetini gerektirecek düzeyde mevcut olduğu gerekçesiyle 27.10.2006 tarih ve 15315 sayılı red kararının yerinde olduğu ve talebinin red edildiğinin bildirildiği, ATK Adana AT Şube Müdürlüğünün raporuna göre hastada tespit edilen taş durumuna bağlı olan kronik böbrek yetmezliğinin başlangıç tarihinin tıbben tespit edilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan ve tahsis talep tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 28/2.maddesinde, bu kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalının bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasanın 95. maddesine göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Asker Hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, mahkemece SSYSK, itiraz halinde Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılmadan ATK Adana AT Şube Müdürlüğünün raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş;yukarıda açıklandığı şekilde öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor almak, bu rapora itiraz edilmesi halinde ATK 3. İhtisas Kurulundan, her iki rapor arasında çelişki oluşması halinde ise çelişkiyi gidermek ve sigortalının çalışma gücü kaybı oranını ve hangi tarihten itibaren 2/3 veya en az %60 oranında malul olduğunu, sigortalı olarak ilk defa işe girdiği tarihte 2/3 oranında maluliyeti bulunup bulunmadığını tespit etmek için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor almak ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.