YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4641
KARAR NO : 2011/8275
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminat ile tedavi giderinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 216.504.52 TL maddi ve manevi tazminat ile 672.30TL tedavi giderinin yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve davalılardan … Motorlu Araçlar Tic. San. A.Ş. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.10.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … Motorlu Araçlar Tic. San. A.Ş. vekili Avukat … … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40,00-TL olan kesinlik sınırı 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00-YTL’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2009 yılında bu parasal sınır 1.400,00-TL olarak uygulanmıştır. Öte yandan 04.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2009 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.430,00. TL’sini geçmesi gerekir.
İnceleme konusu karar, bu tarihten sonra verilmiş ve tedavi giderine ilişkin olarak açılan davada, davacı yararına 672,30-TL tedavi giderinin verilmesine ilişkin hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalıların tedavi giderine yönelik temyizi bakımından ve bu yöne ilişkin temyiz dilekçelerinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,
2-Dosyadaki yazılara toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine.
3-Dava, iş kazası sonucu beden tamlığı bozulan davacı işçinin maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Yargılama sırasında davacı dava dilekçesini ıslah ile maddi tazminat miktarını artırmış ve ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminata ilişkin açılmış bir dava olmadığı halde, ıslah dilekçesi ile istenen manevi tazminat isteminin dikkate alınarak, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesi yanlıştır. HUMK.’nun 83. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi,
Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontoluma ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 ıskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı, hesap raporunun Yargıtay denetimine elverişli olması gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının dava konusu iş kazasından önce geçirdiği bir kaza nedeniyle kolunun kırılarak platin takıldığı, dava konusu kazada da aynı kolda kırık meydana geldiği davalı tarafça ileri sürülmüş ve bu husus davacı tarafça da kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, davacının kolundaki eski tarihli kırığın ve yaralanmanın dava konusu kaza sonucu ortaya çıkan zarara ve iş göremezlik oranına etkisinin bulunup bulunmadığı, iş göremezlik oranının bu nedenle artıp artmadığı, önceki kazadan kaynaklanan bir artama söz konusu ise bunun miktarı, giderek hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde, dava konusu edilen iş kazasından kaynaklanan meslekte kazanma güç kayıp oranını saptanmadan tazminatın hesaplanması yoluna gidilmesi hatalıdır.
Öte yandan davacı 17.03.2009 tarihli dava dilekçesinde aylık kazancının 800,00-TL olduğunu bildirmiş olup bu beyanının davacıyı bağlayacağı açıktır. Oysa hükme esas alınan 29.09.2010 tarihli hesap raporunda Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikasının sendikasız işçiler için bildirdiği ücretlerle zarar hesabının yapıldığı ve bu ücretin dava dilekçesinde kabul olunun ücretin bile üzerinde olduğu anılan raporun ve dava dilekçesinin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş, davacının yaptığı şehirler arası yolcu naklinde kullanılan bir otobüste muavinlik ve servis elemanlığı yaptığı dikkate alınarak, yapılan işin niteliğine göre Ticaret Odasının emsal ücret belirleyecek konumda olmadığı açık olmakla, davacının yaptığı iş, mesleki kıdemi, eğitim durumu, yaşı belirtilmek suretiyle ilgili meslek kuruluşundan bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle işçinin tazminatını yeniden hesaplatmak, dava dilekçesindeki ücrete ilişkin beyanının davacıyı bağlayacağı dikkate alınmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hesaplanarak bildirilen tüm peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalıların, manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığına ve miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalılardan … Motorlu Araçlar Tic. San. A.Ş. yararına takdir edilen 825.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.