YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4662
KARAR NO : 2012/21210
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 26/04/2006-13/09/2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 26.4.2006- 13.9.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine ilişkindir.
Mahkemece, kısa kararda “mahkememize açılan davada davacının davalı … hizm. ltd şirketi iş yerinde 02/07/2007 ile 13/09/2007 tarihleri arasında çalıştığı anlaşıldığından bu tarihler arasında çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine,” yazılı iken gerekçeli kararda gerekçe kısmında “davacı 2.7.2007 tarihinden önceki çalışmalarının belirlenmesini istemiş ise de dosyada dinlenen tanıklar, SGK kayıtları bu çalışmayı doğrulamamışlardır, ancak davacının belirtilen 2/7/2007 ile 13/9/2009 tarihleri arasındaki çalışması tam gösterildiğinden açılan davanın reddine karar verilmesi denecek yerde , bu tarihler arasında hizmet tespitine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden davacının kısa kararda belirtildiği şekilde davasının kabülüne karar verilmesi gerekmiştir” demek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 10.02.2011 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.