Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4798 E. 2012/21952 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4798
KARAR NO : 2012/21952
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 05/06/2000-20/05/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 5.6.2000- 20.5.2006 tarihleri arasında çalıştığnın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının davalıya ait işyerinde 14.8.2003 den 2004 yılına kadar 75 gün, 1.1.2005- 5.11.2005 tarihleri arasında 150 gün çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemez.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve
bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olaya gelince; davalı işyerinin kapsamda olup olmadığının sorulmadığı, işyerine ait dönem bordrolarının getirtilmediği, bordro tanıklarının belirlenmediği, mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten istemin tanık beyanlarına göre karara bağlandığı, ancak dinlenen tanıkların dava konusu dönemde işverenin kayıtlarına geçmiş çalışmaları bulunan veya davalı sitede oturan tanıklardan olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak …, davalı apartman yönetiminin işyeri kayıtlarını, davalı dönem bordrolarını Kurumdan getirtmek, 506 sayılı Yasanın kapsamında olup olmadığını belirlemek, uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında çalışmaları bulunanlar içerisinden resen belirlenecek bordro tanıklarının bulunmaması veya beyanlarına başvurmak, bordro tanıklarının bulunamaması veya beyanlarının yetersiz olması durumunda davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırma genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler yakın çevrede ikamet eden kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, çalışma tespit edildiği taktirde çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı, çalışmanın tam zamanlı mı yoksa kısmi zamanlı mı olduğunu araştırmak, çalışmanın, özellikle ödemelerin davacının eşine yapılması karşısında, eşine yardım mı yoksa eşinden bağımsız bir hizmet akdine dayalı olarak yapılmış bir çalışma mı olduğu hususu yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtlandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden S.S. … … Kooperatif’e iadesine
03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.