Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5005 E. 2011/8294 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5005
KARAR NO : 2011/8294
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde ilk prim kesintisini takip eden aybaşından itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, 29.12.2010 tarihli duruşmada ise 1.1.1996- 1.7.1996, 1.1.1997-1.4.1997, 1.1.1998-1.5.2008 tarihleri arasındaki dönemlerin tespitini talep ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 1.1.1996- 1.7.1996, 1.1.1997-1.4.1997, 1.1.1998-1.5.2008 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının prim kesintisine istinaden 1.6.1995 tarihi itibariyle kayıt ve tescil edildiği, herhangi bir kaydının bulunmaması sebebiyle prim kesintileri ile sınırlı olarak 1.6.1995-31.12.1995, 1.7.1996-31.12.1996, 1.4.1997-31.8.1997 tarihleri arasında Kurumca Tarım Bağ-kur sigortalılığının kabul edildiği, davacının prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereğince 31.8.1997 tarihi itibarı ile sigortalılığının durdurulduğu, durudurulan sigortalılık süresinin talep etmesi halinde 80. maddenin 2. fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını borcun tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ödemesi halinde durdurulan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği hususunda davacıya 6.10.2010 tarihinde tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
14.1.2009 tarihinde 27110 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5510 Sayılı Kanun Gereğince Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışanlardan 5 Yılı Aşan Süreye İlişkin Prim Borcu Bulunanlar İçin Yapılacak İşlemler Hakkında Tebliğ’de 5510 Sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinde yer alan hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.Tebliğ’in kapsamda bulunanlar başlıklı (A) maddesinin 3.bendinde “30/4/2008 tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalı veya bunların hak sahipleri hakkında, Tebliğ’in yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren altı ay içerisinde bunların Kuruma müracaat ederek ibraz ettikleri belgelerden veya Kurum tarafından yapılan incelemeler sonucu yeniden belirlenen sigortalılık süreleri ve borç tutarları esas alınarak işlem yapılacağı”, sigortalılığın durdurulması ve sigortalılık sürelerinin değerlendirilmesi başlıklı (B) maddesinin 5. bendinde “Sigortalılıkları durdurulan sigortalı veya bunların hak sahiplerinin daha sonraki tarihlerde Kuruma müracaat ederek durdurulan sigortalılık sürelerinin karşılığı olan prim borcunu ödemek istemeleri halinde Kurumun, müracaat tarihindeki 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarını sigortalıya veya hak sahibine tebliğ edeceği, tebligat yapılan sigortalı ya da hak sahibnin, tebliğde belirtilen borç tutarının tamamını borcun tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödediği takdirde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, 6. bendinde de “5 inci madde gereğince hesaplanacak borç tutarının tamamının ödenmesi gerektiği, Prim borcunun tamamının ödenmemesi halinde durdurulan sigortalılık süresinin ihya edilmeyeceği ve ödenen tutarın müracaat sahibine iade edileceği, bu durumdaki müracaat sahiplerinin yeniden Kuruma müracaat edebilicekleri.” belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasındaki uyuşmazlık davacının 31.8.1997- 1.5.2008 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda değil prim borcu bulunması nedeniyle 31.8.1997 tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulmuş olmasından çıkmıştır.
Yapılacak iş; davacıya bu döneme ilişkin 5510 sayılı Yasanın 80.maddesine göre belirlenecek prim borcunu Geçici 17. Madde de ve buna ilişkin çıkarılan Tebliğ’de belirtilen süre içinde davalı Kuruma ödemek için müracaatta bulunması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Kabul şekli bakımından talebin daraltılması (azaltılması) feragat anlamında olduğu ve davacı 1.6.1995-31.12.1995, 1.7.1996-31.12.1996, 1.4.1997-31.8.1997 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin tespit talebinden vazgeçtiği zaten bu dönemlerle ilgili tespit kararı verilmesinde de hukuki yarar bulunmadığı halde bu döneme ilişkin istemin reddine ve davalı Kurum yararına avukatlık ücreti hükmedilmesine, yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasıda hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.