Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5710 E. 2011/5720 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5710
KARAR NO : 2011/5720
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

Davacı … vek. Av. … ile davalılar 1-Sosyal Güvenlik Kurumu vek. Av. … , 2-Toroslar … Dağıtım A.Ş. vek. Av. … aralarındaki tespit davası hakkında Ankara 3. İş Mahkemesince verilen 5.5.2010 gün ve 181/213 sayılı kararın onanmasına ilişkin Dairemizin 24.3.2011 gün ve 8234/2766 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından soresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

İstek, nitelikçe maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Davacı vekili, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Toroslar … Dağıtım A.Ş. aleyhine açtığı tespit davası ile davacının davalılardan Toroslar … Dağıtım A.Ş. nezdinde hizmet akdi ile çalışırken 06.08.2000 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle, meslekte kazanma gücü gerçek kayıp oranının, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulundan alınacak görüş doğrultusunda tesbitini istemiştir.
Davacı, Mersin 1. İş Mahkemesi’nin 2002/489 Esas sayılı dosyasında Toroslar … Dağıtım A.Ş. aleyhine açtığı tazminat davası ile 06.08.2000 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiştir. Tazminat davasının yargılaması sırasında, Sosyal Güvenlik Kurumu davacının 19.10.1987 tarihinde geçirdiği dava dışı 1. iş kazası nedeniyle %15,20; dava konusu 06.08.2000 tarihinde geçirdiği 2. iş kazası nedeniyle %48,20 oranında iş göremezlik derecesi tespit edildiğini, her iki maluliyet oranının birleştirme kaydı ile %56,07 olarak belirlendiğini bildirmiştir. Davalı …Ş.’nin maluliyet oranına itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 23.10.2007 tarihli kararı ile davacının 1. iş kazasına bağlı maluliyet oranının %15,20; 2. iş kazasına bağlı maluliyet oranının düzeltme kaydıyla %51; 1. ve 2. iş kazasının birleştirme kaydıyla 58,44 olduğuna karar verilmiştir. Söz konusu Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 23.10.2007 tarihli kararına davalı …Ş.’nin itirazı sonucu Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 25.04.2008 tarihli kararı ile davacının 1. iş kazası neticesi %27,0 oranında; 2. iş kazası neticesinde ise %81 oaranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı mütalaa olunmuştur. Anılan tazminat davasında, Sosyal Güvenlik Kurumunun bildirdiği maluliyet oranı esas alınarak tazminat hesabı yapılmış ve verilen karar Dairemizin 17.11.2009 gün ve E:2009/8730, K:2009/14955 sayılı kararı ile geçici işgöremezlik ödeneğinin mükerrer indirilmesi, avukatlık ücreti ve harç yönlerinden düzeltilerek onanmıştır.
Mahkemece, Mersin 1. İş Mahkemesi’nin 07.04.2009 gün ve E:2002/489, K:2009/94 sayılı kararının, bu dosyadaki maluliyet tesbiti istemi yönünden kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, yargılama hukuku açısından “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramlarının temel hukuki esasları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla, dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar varolmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (HUMK. md. 237) çözümlenmiş olmaması da dava şartıdır. Bu dava şartı, olumsuz dava şartı adıyla adlandırılır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur (HUMK. md. 237). Kesin hüküm, hem bireyler için, hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Temyiz konusu tespit davasının tarafları ve konusu Mersin 1. Mahkemesi’nin 07.04.2009 gün ve E:2002/489, K:2009/94 sayılı kararı ile kesinleşen tazminat davası ile aynı değildir. Sadece dayandıkları maddi vakıalar aynıdır. Bu açık durum karşısında, anılan tazminat davasının eldeki tespit davasında kesin hüküm oluşturmayacağında kuşku yoktur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın esası incelenerek, 5510 sayılı Yasa’nın 19. ve 95. maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı doğrultusunda davacının maluliyet oranının tesbiti yerine, yazılı şekilde kesin hüküm gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, Ankara 3. İş Mahkemesi’nin 05.05.2010 gün ve Esas:2010/181, K:2010/213 sayılı kararı, maddi hata sonucu Dairemizin 24.03.2011 gün ve E:2010/8234, K:2011/2766 sayılı kararı ile onanmıştır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan maddi hata istemi kabul edilmeli, Dairemizin 24.03.2011 gün ve E:2010/8234, K:2011/2766 sayılı onama ilamı kaldırılarak, mahkemenin 05.05.2010 gün ve Esas:2010/181, K:2010/213 sayılı kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının maddi hata isteminin kabulüyle, Dairemizin 24.03.2011 gün ve E:2010/8234, K:2011/2766 sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Ankara 3. İş Mahkemesi’nin 05.05.2010 gün ve Esas:2010/181, K:2010/213 sayılı kararının yukarıdaki şekilde BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.