Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/6576 E. 2011/8387 K. 24.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6576
KARAR NO : 2011/8387
KARAR TARİHİ : 24.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün bozmaya uygun olmasına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair itirazlarının reddine,
2- Dava 01.09.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %78 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece %10 oranında takdiri indirim yapılmak suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen hüküm dairemizce 21.09.2010 gün ve 2009/17121-2010/8780 sayılı ilamı ile “…Maddi tazminat davalarının yasal dayanaklarından birini oluşturan B.K.’nun.. 43.Maddesi tazminatın belirlenmesinde, hakime, kimi görevler yanında, geniş bir takdir hakkı tanımıştır. Böylece gerçekçi ve adil bir sonuca ulaşmak amaçlanmıştır. Uygulamada, kabul edildiği üzere; maddi tazminat hesapları, bilinen bir takım doneler yanında, varsayımlara da yer vererek bir sonuca ulaşır. Gerçi, insan yaşamının kutsallığı, beden ve ruh sağlığının korunması ve bu alanda uğranılan zararların, hiç bir şekilde para ile karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülebilirse de, hukuk sisteminin başka bir giderim yöntemi öngörmemiş olması karşısında, zorunlu bu tür bir hesaplama yoluyla, zarara uğrayanın tatmini sağlanmaya çalışılmaktadır.
İşte, hakim, bu tür davalarda, sonuca ulaşırken, hesaplamaya ilişkin, maddi unsurları, tarafların kusur durumlarını, sorumluluğa ilişkin temel hukuk ilke ve esasları yanında, tarafların, sosyal ve ekonomik koşullarını hep birden değerlendirmek zorundadır. Maddi tazminatın, hiç bir zaman zenginleştirme aracı olmadığı ve özendirici nitelik göstermemesi gereği gözardı edilmemeli ve bu arada, sözü edilen tazminatın bir tarafın zararını karşılarken, diğer tarafın, ekonomik veya ticari hayattan silinmesini gerektirecek boyutlara ulaşması önlenmelidir. Bu nedenle, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmalı, zararı ödemekle yükümlü işverenin iş hacmi, işletmesinin büyüklüğü, kaç işçi çalıştırdığı saptanmalı, tazminatın sonuçlarına katlanıp katlanmayacağı yönünde ön bilgiler
toplanmalıdır. Kısaca, tazminat belirlenirken bunun toplumda yaratacağı olumsuz durumlar gözardı edilmemeli ve toplumsal denge ve çıkarlar da korunmalıdır. Bu durumda hakim toplayacağı kanıtlar sonucu gerektiğinde B.K’nun 43.maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanmak suretiyle, hakkaniyete uygun indirim yoluna gitmeli ve tazminat belirlenmenin gerçekçi niteliğini ortaya koymalıdır.
Somut olayda tazminatın belirlenmesi sırasında hakkaniyete uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi” de istendiği halde mahkemenin takdiri indirim hususun da hiç inceleme ve araştırma yapmadan ve %10 gibi az bir oranda indirim yaparak maddi tazminata karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler göz önünde tutularak sigortalının zararını yeniden hesaplatmak, hesaplanan bu zarardan davacıya iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değeri indirilmek, bu şekilde sigortalının alabileceği tazminat miktarı görüldükten sonra hakkaniyete uygun bir indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
3-Bozma dışı kalarak kesinleşen manevi tazminat yönünden ikinci kez ve kabul ve reddedilen her iki bölüm için takdir edilen vekalet ücretlerinin davacıdan tahsiline karar verilmiş olması da doğru değildir.
Kabule göre de:hüküm altına alınan tazminatlar yönünden hesaplanan karar ve ilam harcın dan bozma öncesi hüküm altına alınan ve davalı tarafça yatırılan nispi karar ve ilam harçlarının düşülmeden fazla bakiye karar ve ilam harç giderinden davalının sorumlu tutulması da doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hükmü BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.