YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6612
KARAR NO : 2011/6348
KARAR TARİHİ : 14.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı,iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava,davacının iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 12.5.2000 tarihinde iş kazası geçirdiği,olayın SGK’ca iş kazası olarak kabul edildiği,davacının 8.2.2003 tarihinde geçirdiği bir başka iş kazası bulunması nedeniyle SGK Maluliyet Dairesi Başkanlığınca davacının 12.5.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % 20.2,8.2.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu % 18 oranında sürekli iş göremez duruma geldiği kabul edilerek birleştirme işlemi yapılarak %34.50 oranına göre gelir bağlandığı ve 12.5.2003 tarihli iş kazası yönünden belirlenen %20.2 oranındaki iş göremezlik oranının % 34.50 oranına göre bağlanan gelire %18.24 tesirinin olduğu bildirildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgöremezlik ve karşılık kusur oranları, destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan, tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tespit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise, yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise, işyeri kayıtlarından giderek ücret tediye bordrolarından saptanacağı, bordrolardan tesbit edilememesi durumunda ise işçinin yaşı, kıdemi, meslek durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Öte yandan Öğretide zararın hüküm tarihine göre hesaplanma gereği kabul görmüştür. Borçlar Kanunu’nun 46/II. maddesine göre hükmün verildiği anda cismanı zararın sonuçları tam ve kesinlikle belirlenemiyorsa hakim, hüküm tarihinden başlayarak iki yıl içinde hükmün değiştirilmesi hakkını saklı tutar Federal mahkemede tazminatın belirleme anını kural olarak hüküm anı olarak belirlemiştir. Borçlar Kanunu’nun 46/II. maddesindeki bu hükümden de yararlanılarak denebilir ki maddi zararın saptanmasında hüküm gününün dayanak alınması ve hüküm günündeki duruma göre zarar tutarının hesaplanması gerekir.
Somut olayda müfettiş tahkikatı sırasında davacı müfettişe “işverenin haftada 25.000.000 TL verip (25.00 TL) verip bununla idare et şeklinde beyanda bulunduğu,müfettiş tarafından 2000 yılı Mayıs ayında 1 gün için 3.666.000 TL (3.66TL) ücret ödendiğinin tespit edildiği,2000 yılı 9.ayında 605.000.000 TL(605.00 TL) 10.ayında 406.000.000 TL(406.00 TL),11.ayında 370.000.000 TL(370.00TL) avans ödediği,ancak bu avansın hangi ay ücreti karşılığı ödendiğinin yazılı olmadığı,işyeri belgelerinde davacının aylık ücretinin 100.00 TL olarak gösterildiği bu ücretin asgari ücretin 1.24 katı oluduğu,davacının tuğla imalat işinde makinist olarak çalıştığı,mahkemece hükme esas alınan 20.2.2008 tarihli ek raporda aylık net 350.00 TL ücret ve % 20.2 sürekli işgöremezlik oranı esas alınarak yapıldığı,mahkemece 22.10.2009 tarihinde karar verildiği,ve 10.8.2009 tarihi itibariyle SGK’ca bildirilen peşin sermaye değeri düşüldüğü halde hüküm tarihinden çok önce tanzim edilmiş hesap bilirkişi raporu ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hesaplamanın % 20.2 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak yapılması ,hesaplanan maddi zarardan iki iş kazası sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik oranları birleştirilerek % 34.50 oranına göre bağlanan gelire davaya konu 12.5.2000 tarihli iş kazası sonucu oluşan % 20.2 oranının etki oranı olan % 18.24 oranına isabet eden peşin sermaye değerinin belirlenen zarardan düşülmüş olması doğru ise de mahkemece gerçek ücretin ilgili meslek odasından sorularak belirlenmesi gerekirken bu konuda araştırma yapılmamış olması,ayrıca hüküm tarihine en yakın tarihe göre maddi zarar hesabı yaptırılması gerekirken hüküm tarihinden çok önce tanzim edilmiş 20.2.2008 tarihli hesap raporu ile sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş;davacının yaşı,kıdemi,yaptığı iş,eğitim durumu belirtilerek ilgili meslek odasından emsal işçinin alabileceği aylık net ücreti olay tarihinden hesaplamanın yapılacağı tarihe kadar her yıl için ayrı ayrı sormak,davacının alabileceği gerçek ücreti belirledikten sonra hüküm tarihine en yakın tarihte hesap raporu alıp SGK Başkanlığından davacının 12.5.2000 tarihinde geçirdiği iş kazasının % 34.50 oranına göre bağlanan gelire etkisi olan % 18.24 oranına göre hüküm tarihine en yakın tarihteki peşin sermaye değerini sorup çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.