YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/806
KARAR NO : 2012/15349
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığını iptal eden kurum işleminin iptaliyle, kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle, biriken aylıkların yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı kabul edilerek Kurum işleminin iptaline, ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen yaşlılık aylıklarının 03/02/2010 tarihinden itibaren yeniden bağlanması ve gecikme faizi ile birlikte ödenmesine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 1479 sayılı Yasa kapsamında 7765 gün, 3201 sayılı Yasa kapsamında 637 günlük yurtdışı borçlanması ve 600 gün askerlik borçlanması üzerinden 1.10.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının taşımacılık faaliyeti nedeniyle 4.7.1987 tarihinden itibaren vergi kaydı, 22.10.1987 tarihinden itibaren de şoförler odasında kaydının bulunduğu, ticari faaliyetinin halen devam ettği, 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre; ”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.”
5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, Kurum işleminin objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi ile istemin kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuç 17.4.2008 gün ve 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B bendine aykırıdır. Bu maddede yapılan değişiklik ve düzenleme gereği, 3201 sayılı Yasa’ya tabi borçlanma karşılığı aylık bağlananlardan Yurt içi çalışması bulunanların aylıklarının kesileceği ve bu yasa kapsamında bağlanan yaşlılık aylıklarından SGDP kesintisinin yapılmayacağı düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında 05/08/2008 tarihinden 19/06/2010 tarihine kadar Türkiye’de sigortalı çalışanların aylıklarının kesilmesi zorunlu olup davacının 01.10.2008 tarihinden bağlanan yaşlılık aylığının vergi kaydına tabi çalışması nedeni ile kesilmesi işlemi doğrudur. HGK’nun 15/06/2012 gün, 2012/21-196 Esas, 2012/396 Karar sayılı Kararı da aynı yöndedir.
Somut olayda, davacının 19/06/2010 tarihinden önce 5510 sayılı Yasaya göre sigortalı çalışması bulunduğu sabit olduğuna göre, bu tarih itibariyle bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesinde ve ödenen aylıkların geri istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından, mahkemece 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi de gözönünde tutularak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.