Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/8137 E. 2011/8315 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8137
KARAR NO : 2011/8315
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davacının işe giriş tarihinden sonra yapılan yaş tashihine göre gerçek doğum tarihi olan 01.05.1963 tarihini dikkate alarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının doğum tarihi 1963 olarak dikkate alınıp yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Muhittin oğlu 06.01.1963 Tortum doğumlu …’ın 01.10.1980 tarihinde Samsun Fırınında işe girdiğini gösterir 09.10.1980 tarihli giriş bildirgesinin bulunduğu, Aile Nüfus Kayıt tablosuna göre … ve … oğlu 01.05.1963 doğumlu …’ın … ili … Köyü Cilt:12 Hane 221’de nüfusa kayıtlı olduğu, sözkonusu kayıt ile ilgili Tortum Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 08.12.1981 tarih 1981/109 E 1981/138 K sayılı kararı ile …’ın 01.05.1970 olan doğum tarihinin 01.05.1963 olarak düzeltildiği görülmektedir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 120/2 maddesi, (Bağ-Kur Yasanının 66. maddesi) bazı kötü uygulamaları önlemek amacı ile özel bir düzenleme getirmiş ve belli sigorta kollarında, hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Gerçekten anılan Yasa’nın 120/2. maddesi (66. maddesi) çok açık olarak “malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında “sigortalıların ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri …. esas tutulur. ” hükmünü içermektedir. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim Bağ-Kur Yasasının 66. maddesi Sosyal Sigortalar Yasasının 120/2. maddesi ve Emekli Sandığı Yasasında da anılan maddeye paralel hükümler getirilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 9.10.2002 gün ve 2002/21-761 Esas; 14.04.2010 gün ve 2010/21-194 Esas 2010/219 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.Bu özel düzenleme dışında ki kesinleşmiş bir yargı kararının uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır.
Somut olayda; mahkemece 01.10.1980 tarihli giriş bildirgesine göre, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna ilk defa 01.10.1980 tarihinde tescil edilmiş olacağı, bu tarihte 01.05.1970 olan doğum tarihinin 08.12.1981 tarihli yaş tashihi kararı ile 01.05.1963 olarak düzeltilmesine karar verildiğinden. 506 sayılı yasanın 120/2 maddesi dikkate alındığında ilk tescil tarihinden sonra yapılan bu yaş tashihinin, sigorta işlemlerinde dikkate alınamayacağı ortadadır.
Yapılacak iş; 506 sayılı Yasanın 120/2 maddesi dikkate alınarak davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna ilk defa tescil edildiği tarihteki doğum tarihi 01.05.1970 kabul edilerek, sonradan yapılan yaş tashihi kararı dikkate alınmadan yaşlılık aylığı koşullarını değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.