YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8299
KARAR NO : 2011/8945
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacılar ile davalı … Oto. Petrol ürünleri Gıda A.Ş’nin tüm temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava 13.9.2005 tarihinde geçirdiği iş kazasında hayatını kaybeden sigortalı …’in yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan … yönünden dava husumet yokluğundan reddedilmiş,maddi tazminat istemi bakımından ise mahkemece feragat nedeniyle dava reddedilmiş,manevi tazminat istemi bakımından dava kısmen kabul edilerek,davacılar Bekir ve Adile için 10.000,00’er TL,…,…,… için 5000,00’er TL,… için ise 2000,00TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmişti.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde;davaya konu olayın SGK Başkanlığınca iş kazası olarak değerlendirildiği,Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca meydana gelen kazada %90 oranında davalı sürücü … …’in %10 oranında ise ölen …’in kusurlu olduklarının belirtildiği,kaza olayına ilişkin yapılan ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporunda sürücü … …’in asli kusurlu olduğunun açıklandığı,dava dilekçesinde sadece … Oto. Petrol ürünleri Gıda A.Ş’nin davalı gösterildiği,diğer davalılar …, … … ise mahkemece 6.11.2011 tarihli oturumda davacıya bu kişileri de davaya dahil etmesi için önel vermesi üzerine adlarına dava dilekçesi tebliğ olunarak davaya dahil edildikleri,davaya sonradan dahil edilen bu kişiler için ayrıca başvurma harcı ve peşin harç yatırılmadığı anlaşılmıştır.
HUMK’nun da dahili dava diye adlandırılan bir müessese bulunmamaktadır. Açılmış bir davada üçüncü bir kişinin davalı olarak gösterilmesi istenirse harcı ödenerek o kimse hakkında usul hükümlerine uygun bir dava açılması gerekir. Dahili dava dilekçesinin birleştirme istemini de içeren yeni bir dava niteliğinde olduğunu düşünmekte mümkündür. Ancak bu durumda da bu niteliği ile de birleştirilen yeni davanın da harca tabi olduğu, diğer bir deyişle dahili dava dilekçesi ile birlikte yeni dava açılırken yapıldığı gibi başvurma ve peşin harcın yatırılması gerektiği ortadadır.
Somut olayda dava açılırken taraf gösterilmeyen … ile … … davaya dahil edilmesi sırasında yalnızca adı geçen bu kişiler adresine dahili davalı dilekçesi tebliğ edilmiş buna karşılık yeni bir dava açılırken yatırılması gereken başvurma harcı ile peşin harç yatırılmamıştır. Bu duruma göre dahili davalılar … ve … … bakımından usulünce açılmış bir davanın söz konusu olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca da hakkında usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmayan ve ihbar olanan konumunda olan … … Toptan Gıda Ticareti hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, dahili davalı … … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,31.10.2011 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
1-Sayın Çoğunluğun bozma kararına aynen katılıyorum.
2-Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacı … …’nin nişanlısı olan sigortalının davalı işverene ait araçta taşınırken 13.09.2005 tarihinde geçirdiği trafik iş kazası sonucu öldüğü, davalı işverenin işçisi olan sürücünün %90, emniyet kemerini takmayan sigortalının %10 kusurlu bulunduğu, davacının davalının tam kusuruna dayanarak 10.000.00 TL manevi tazminat talep ettiği, mahkemece 2000.00 TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda mahkemece hükmedilen 2000.00 TL manevi tazminat miktarı çok az davacı nişanlının talep ettiği 10.000.00 TL manevi tazminat miktarı ılımlı olup mahkemece davacının tam kusura dayanarak dava açtığı gözetilerek istekten bir miktar indirim yapılarak manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken 2000.00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkeme kararının bu nedenle davacı … … yararına bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun davacı … bu yönleri amaçlayan temyiz nedenlerinin reddi ile mahkemece verilen kararın onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.