Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/8995 E. 2012/871 K. 31.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8995
KARAR NO : 2012/871
KARAR TARİHİ : 31.01.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; Bu ilamda yazılı nedenlerle 38.439,00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan … Tic. Ltd. Şti. vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31/01/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi ve aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 31/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere, kararın bozmaya uygun olmasına ve dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan Temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç aşağıda ki nedenler ile yerinde değildir.
a-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Öte yandan asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim bu hususu re’sen nazara almakla yükümlüdür. Oysa mahkemece 18.02.2009 tarihli hesap raporu ile belirlenen miktardan ocak -2009 tarihin de bildirilen tahsisler indirilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
b- Dosya ya ekli , işveren sorumluluk poliçesinin şahıs başına ödenecek maddi ve manevi zararı kapsadığı dolayısıyla sigorta şirketinin poliçe kapsamın da manevi tazminattan da sorumlu olduğu açık iken police kapsamında sigorta şirketini de sorumlu tutmak gerekir iken takdir edilen manevi tazminatın sadece işverenden tahsile karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
c- Davacının ,21.11.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu %13.2 oranın da işgöremezliğe uğradığı,olayda davacının %20 oranında , davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 30.000,00-TL manevi tazminatın fazla takdir edildiği ortadadır
Yapılacak iş; hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretteki artış miktarı nazara alınarak yeniden davacının tazminatını belirlemek ve belirlenen bu zarardan 4447 sayılı yasanın ek 38. maddesi gereğince hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan verilere göre hesaplanarak kurumca bildirilen peşin sermaye değeri indirilmek üzere maddi ve açıklanan ilkeler gereğince takdir edilecek manevi tazminata karar vermekten ibarettir.
.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde,tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 31.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.