Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/9258 E. 2011/7490 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9258
KARAR NO : 2011/7490
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, işkazası sonucu 27.12.2005 tarihinde ölen sigortalı …’nun anne ve kardeşlerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı anne için 25.000,00 TL, davacı kardeşlerin herbirisi için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davacıların murisi … … … davalı şirkete ait Muş Müessesinde çalışırken 27.12.2005 günü meydana gelen iş kazası sonucunda öldüğü, ölen işçinin eşi ve çocukları tarafından manevi tazminat istemi ile açılan Van İş Mahkemesinin 2006/245E-2009/240K. sayılı dava dosyasında yer alan bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde işverenin % 75, ölen işçinin % 25 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kardeşlerin herbiri yararına hükmedilen 5.000,00 er TL manevi tazminat fazladır..
3-Ayrıca;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 maddesi”davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez”hükmünü içermektedir.Somut olayda mahkeme davayı kısmen kabul etmiş ancak davalı vekili yararına davacı vekili için hükmolunan vekalet ücretinden fazlasına hükmetmiştir bu durum ise anılan maddeye açıkça aykırılık teşkil etmektedir.Bunun dışında davacı tarafından dava acılırken yatırılan peşin harcın yargılama sonunda maktu harçtan mahsubu ile kalanının talep halinde davacıya iade edilmemesi,peşin harcın yanlış uygulama ile yargılama giderlerine dahil edilerek kabul-red oranında davacıdan tahsili de yanlış olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.