Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/94 E. 2012/9176 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/94
KARAR NO : 2012/9176
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan … vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalı … vekilinin tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 29.1.2004 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,maddi tazminat davasının reddine,manevi tazminat davasının ise davalı … bakımından reddine diğer davalı … bakımından ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;SGK Başkanlığı tarafından davaya konu zararlandırıcı olayın iş kazası olarak kabul edildiği,meydana gelen kaza nedeniyle yapılan ceza yargılaması sırasında iş güvenliği uzmanlarından alınan 15.3.2005 tarihli kusur raporunda davalı Necmettinin işi yürüten kişi olarak 5/8 oranında, sigortalı maktül Murat’ın ise 3/8 oranında kusurlu olup diğer davalı işveren Zeynep’in ise işyerinin işletilmesini tamamen eşi davalı …’e verdiğinden ötürü kusursuz olduğunun belirtildiği,Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliğince düzenlenen raporda iş kazasının oluşumunda %60 oranında işveren müessesenin,%40 oranında ise ölen sigortalının kusurlu olduğunun belirtildiği, kazanın meydana geldiği işyerinin davalılardan …’e ait olduğu, davalı …’in kaza sonrasında iş müfettişlerince alınan ifadesinde kazanın meydana geldiği işyerini eşi Zeynep ile birlikte işlettiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bunun yanında İş kazası sonucu zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin açacakları tazminat davası işveren veya işveren ile birlikte kusurlu bulunan 3. kişilere karşı yöneltilebilinir. Bundan başka aracı olarak nitelendirilen kişilerle işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı 4857 sayılı İş Yasası’nın 2. maddesi gereğidir.
Somut olayda,kaza tarihi,tarafların kusur durumu dikkate alındığında davacı anne … ile davacı baba … için hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır.
Ayrıca davaya konu iş kazasının meydana geldiği işyerinin kurum kayıtlarında davalı …’e ait olduğunun anlaşılması, tüm dosya kapsamından bu davacının sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde anahtar teslimi bir iş devri ya da işyerinin uzun süreli olarak kiraya verilmesi gibi bir durumun bulunmaması yanında davalı tarafların karı koca olup kazanın meydana geldiği işyerini de birlikte işlettiklerini kendi beyanlarında dahi belirtmelerine göre davalı …’in de asıl işveren olarak hükmedilen manevi tazminattan diğer davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumluluğuna karar vermek yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de yanlıştır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı …’e yükletilmesine, 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.