Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/9404 E. 2012/18483 K. 02.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9404
KARAR NO : 2012/18483
KARAR TARİHİ : 02.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere ve temyiz nedenlerine göre davacı ile davalılardan …’ın aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalılar Ekinciler ve Ortakları İnş. Ltd. Şti. ve İçtaş İnş. San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının kusur yokluğundan reddine, davalılar … ve Tahal Consulting Engineers Ltd. Şti. yönünden; davacının maddi tazminat isteminin SGK tarafından bağlanan gelirlerle karşılandığından reddine ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 15.000 TL manevi tazminatın 5.625,00 TL sinin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen olmak üzere, bakiye 9.375,00 TL manevi tazminatın sadece davalı …’tan kaza tarihi olan 21.04.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; 21.04.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranının % 38.20 olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, İş Güvenliği Uzmanı bilirkişiler tarafından hazırlanan 05.01.2010 ve 13.10.2010 tarihli kusur raporlarında; davalılar Tahal Consulting Engineers Ltd. Şti., Ekinciler ve Ortakları İnş. Ltd. Şti. ve İçtaş İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin oluşturduğu asıl işveren konumunda olan TEİ isimli ortak girişiminin % 30, davalı alt işveren …’ın % 50, davacı işçinin % 20 oranında kusurlu bulundukları anlaşılmaktadır.
Davacı, maddi ve manevi tazminat istemini müteselsil sorumluluk esasına göre alt işveren ve asıl işveren ortak girişimi oluşturan şirketlere karşı yöneltmiştir. Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi (tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi (eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Anılan yasanın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklının talebi gereklidir. Somut olayda, zarara uğrayan işçi (alacaklı) bu hakkını açık olarak kullanmış, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmuştur. Bu durumda, davalıların davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekirken, hüküm altına manevi tazminatın kusurları oranında bölüştürülmesi ve dosyadaki kusur raporlarında TEİ isimli ortak girişiminin dava konusu iş kazasında kusurlu olduğu açıkça belirtilmesine göre davalılar Ekinciler ve Ortakları İnş. Ltd. Şti. ve İçtaş İnş. San. ve Tic. A.Ş.’nin de hükmedilen manevi tazminattan sorumlu tutulmaları gerekirken yanılgı ile bu davalılar hakkında yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Kabule göre ise;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın biraz az olduğu ortadadır.
O halde, davacı ile davalılardan …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 02/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.