Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/10062 E. 2013/16417 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10062
KARAR NO : 2013/16417
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptaline, kesilen maaşının ilk tahsis tarihinden itibaren almaya hak kazandığının tespitine, yurtdışı borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma nedeniyle 1.10.1996 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının 1.10.1996-30.9.2000 tarihleri arasında yurt dışında işsizlik yardımı aldığı gerekçesi ile iptal edildiğini, aylığın başlangıç tarihi itibari ile kesildiğini ve yersiz ödenen aylıkların iadesini talep ettiğini ancak davacı Türkiye’de geçen 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları ile 2147 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanmanın aylık bağlanması için yeterli olduğunu, kaldı ki 2147 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma neticesinde bağlanan aylık için yurda kesin dönüş şartının gerekmediğini belirterek, 2147 ve 3201 sayılı Yasalar uyarınca yaptığı borçlanmalarının geçerli olduğunun tespiti ile kesilen aylıkların tahsis talep tarihin takip eden aybaşından itibaren bağlanması gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının yaşlılık aylığının 1.10.1996 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanmasına, davacının 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapmış olduğu borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 24.6.1970-31.4.1984 tarihleri arasında yurt dışında geçen 5010 gün hizmetini 2147 sayılı Yasa’ya göre, 1.1.1984-14.8.1993 tarihleri arasında yurt dışında geçen 3343 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanarak borçlanma bedelini ödediği, 2.10.1964-1968 tarihleri arasında 935 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının olduğu, 4.9.1996 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine davalı Kurumca, 1.10.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 25.3.2010 tarihli işlemi ile davacının 1.10.1996-30.9.2000 tarihleri arasında yurtdışından işsizlik yardımı aldığı gerekçesiyle aylığının baştan iptal edildiği ve aylıkların yersiz ödendiğinden bahisle 98.198,00 TL’nin iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.

Gerçekten 3201 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasa’da öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur. 3201 sayılı Yasadan önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması için yurda kesin dönüş şartı aranmamaktadır.
Somut olayda, davacının 2147 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanma ve 506 sayılı Yasa uyarınca yapılan çalışmaların yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olduğu, 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanma yapılabilmesi için yurda kesin dönüş şartının aranmadığı gibi, davacının 1.10.1996 tarihinden itibaren sadece 2147 sayılı Yasa’ya tabi borçlanması üzerinden aylık bağlanması ve yurda döndükten sonra, 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma dikkate alınarak aylığın bağlanmasına ve her iki yasaya göre yapılan borçlanmadan kaynaklı aldığı aylık farklarının Kurum tarfından mahsubunun yapılması hususunda hüküm kurulmaması isabetsiz olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasına (1) numaralı bendi silinerek yerine, “ Davanın Kabulü ile, davacı tarafından 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti ile, davacıya 506 sayılı Yasa uyarınca geçen çalışmaları ve 2147 sayılı Yasa uyarınca yaptığı borçlanma dikkate alınarak 1.10.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, aylığın 1.9.2003 tarihinden itibaren de 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma da dikkate alınarak belirlenmesine, Kurumun yeniden bağlanacak aylık hesabına göre mahsup işlemi yapmasına,” tarih ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 19/09/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.