Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/11869 E. 2013/17937 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11869
KARAR NO : 2013/17937
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 31/12/1988-21/01/1994 tarihleri arası primi ödenen sürenin 1479 sayıl Kanuna tabi sigortalılık süresi olarak tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının vergi kaydının bulunmadığı ancak primlerin 5458 sayılı Yasa kapsamında ödenen 31.12.1988-21.1.1994 tarihleri arasındaki sürede 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 31.12.1988-21.1.1994 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ile, 1.10.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de; bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Öte yandan 507 sayılı Yasa’nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K’nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise “Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır. Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler.” Değişik 119. maddeye göre “ mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır.” 62 sayılı K.H.K.’nun geçici 2. maddesinde “Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde çıkarılmak zorunda” olduğu bildirilmiş İlgili Yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Hizmet akdi ile bir işverene bağlı olarak çalışan 506 sayılı Kanuna tabi sigortalıların primleri işverence karşılandığından söz konusu Kanunun 79. maddesinde sigotalılara işverene karşı hizmet tespiti davası açarak bildirim dışı çalışmaların tespitini sağlama imkanı tanınmıştır. 1479 sayılı Kanuna tabi … sigortalılarının bir işvereni olmadığı ve kendi sigorta primlerini bizzat kendileri Kuruma yatırmakla yükülü oldukları için 506 sayılı Kanundan farklı olarak 1479 sayılı Kanunda sigortalının hizmet tespiti davası açmasına imkan tanınmamış olmakla birlikte sigortalılığa esas vergi kaydının bulunduğu geçmiş sürelere kanun koyucu çıkardığı kanunlarla zaman zaman bir hak tanıyarak bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanını getirmiştir.
İşte bu amaçla ilk defa 14.4.1982 tarihli 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Ek Geçici 13. maddede 1479 sayılı Kanun ve aynı kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlayacağı, bu kanuna göre kayıt ve tescil edilmek kaydı ile 1.10.1972-20.4.1982 tarihleri arasında vergi kaydı bulunanların bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde yazılı olarak müracaatta bulunmak, borçlanma tutarını bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde ödemek şartıyla bu süreleri hizmetten saydıracakları, 14.3.1985 tarihli 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 16. maddesinde Ek Geçici 13. maddede belirtilen iki yıllık ve bir yıllık sürenin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden başlayacağı, 24.7.2003 tarihli 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescil edilmeyenlerin sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 4.10.2000 tarihinde başlayacağı, bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilen sigortalıların bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları, 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasında vergi kayıtlarını belgelemeleri ve prim borçlarını tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde ödemeleri halinde bu sürelerin hizmetten saydırabilecekleri, 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın Geçici 8. maddesinde ise bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu kanunun yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihinden başlayacağı, ancak bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların 4.10.2000-1.10.2008 tarihleri arasında vergi kayıtları bulunması halinde bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunmaları, tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde borçlanma tutarının tamamını ödemeleri halinde bu süreleri hizmetten saydırabilecekleri bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.8.1985-31.12.1988, 21.1.1994-devam şeklinde 1479 sayılı Yasaya tabi sigorta kaydının bulunduğu, 1.8.1985-1.7.1986, 1.7.1986-31.12.1988, 21.1.1994-36.12.1994, 23.5.1996-31.12.2001, 13.5.2003-devam şeklinde vergi kaydının, 17.2.1994-devam şeklinde Isparta Madeni İş ve Esnaf Sanatkarlar Odası ve 25.12.2006-devam şeklinde Isparta İnşaatçılar, … Odası kayıtlarının, 27.6.1994-devam ve 25.12.2006-devam şeklinde Isparta … Sicil Memurluğu kaydının bulunduğu, davacının bir kısım prim borçlarını 5458 sayılı Yasa’nın getirdiği ödeme kolaylığından faydalanarak ödediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının vergi, oda ve sicil kaydının bulunmadığı 31.12.1988-21.1.1994 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı sayılması mümkün değildir. Ancak davacı dava dilekçesinde davalı Kurumca tescil edildiğini primlerini ödediğini fakat Kurumca sigortalılığının iptal edildiğini ileri sürmektedir.
Gerçekten önceden …’a tescilin bulunduğu durumlarda, Kurumca hiçbir araştırma yapılmaksızın sigortalı sayılarak icra yolu ile veya prim affı yapılandırmalarından yararlanarak prim borçlarının tahsil edilmesi durumlarında, davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır.
Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.
Öte yandan Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı ve tescilinin bulunmadığı dönem için kendiliğinden geriye yönelik prim yatırması primler Kurum tarafından uzun yıllar kullanılmadığından yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, prim ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının 5458 sayılı Yasa uyarınca yaptığı prim ödemelerinin, davalı Kurum tarafından kabul edilen sigortalılık süresi dışında, sigortalı kabul edilmeyen dönemleri karşılayan prim ödemesi var ise ödeme tarihinden itibaren ileriye doğru karşıladığı süre kadar isteğe bağlı sigortalı olarak kabul etmek ve yaşlılık aylığını çıkacak sonuca göre değerlendirmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şeklide karar verilmiş olmasu usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.