Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/11930 E. 2013/18271 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11930
KARAR NO : 2013/18271
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, emekli aylığının bağlandığı tarihten itibaren yükseltilmesine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, 3201 sayılı yasaya göre yurt dışı hizmetini borçlanan ve Türkiyede çalışmaları olan davacının 2008 yılında bağlanan yaşlılık aylığının emsallerine göre az olması nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığının yeniden değerlendirilerek ilk aylık tarihinden itibaren yükseltilmesi istemlidir.
Mahkemece,davanın kabulü ile davacı … oğlu, …, 05.02.1957 doğumlu …’ın emekli aylığının bağlandığı tarihten itibaren yükseltilmesi gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının yurt dışındaki 2243 gün çalışma süresini 3201 sayılı yasaya göre …’ya borçlanarak, Türkiye’deki … ve … sigortalılık süreleri dahil toplam 5129 gün prim ödemesi nedeniyle 01.07.2008 tarihi itibariyle 506 sayılı yasaya göre yaşlılık aylığı bağlandığı, …. 10.10.2010 tarihli yazısından 3201 sayılı yasaya göre borçlanılan sürelerin kazançlarının bağlanan yaşlılık aylığı hesabında 12.12.2005 tarih 8-29 Ek Sayılı Genelgeye göre hesaplandığı anlaşılmaktadır.
…’nın 12.12.2005 tarihli 8-29 Ek Sayılı Genelgesi, 08.06.2011 tarihli … ile yürürlükten kaldırılmıştır.
O halde uyuşmazlık, 12.12.2005 tarihli 8-29 Ek Sayılı Genelgenin davacının yaşlılık aylığının belirlenmesinde uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK’nun 297/son maddesindeki: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü uyarınca hüküm fıkrasının infaza elverişli ve açık olması gerekmektedir.
Somut olayda; yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın verilen mahkeme kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun infaza elverişli ve açık olmadığı ortadadır.
Yapılacak iş; davalı Kurum’dan 08.06.2011 tarihli …’ye göre davacıya işlem yapılıp yapılmadığı sorularak, yapılmamış ise bu genelgeye göre davacının aylığını kurumdan hesaplattırmak ve çıkan aylık hesabı için davacının itirazı olup olmadığı hususunda beyanını almak, itiraz olunması halinde hesap hatalarının kaynaklarını da tespit etmek üzere alanında uzman bir bilirkişiden rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.10.2013gününde oybirliğiyle karar verildi.