Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/12751 E. 2013/19099 K. 24.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12751
KARAR NO : 2013/19099
KARAR TARİHİ : 24.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 30.6.2009 tarihine kadar davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen 17 yıl 5 ay süreli sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine hükümde yazılı şekilde karar verilmiş,karar davacı tarafca temyiz edilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, … sicil nolu … ve … adlı işverenlere ait 1.9.1979 tarihinde 506 Sayılı Yasa kapsamına alınan ve 8.12.2004 tarihinde kapsamdan çıkarılan otel işyerinde 15.9.1997-8.12.2004 tarihleri arasında, davalı …’ye ait 1.5.2005 tarihinde anılan yasa kapsamına alınan ve halen faal olan … sicil nolu işyerinde 1.1.2005-30.6.2009 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının bulunduğu, adı geçen işyerlerinden davacı adına işe giriş bildirgesinin kuruma verilmediği, 9.10.1995-30.11.1995 tarihleri arasında davacının … sicil nolu işyerinde sigortalı çalışması olmasına rağmen bu işyerinin davalı işverenliğe ait olup olmadığının saptanmadığı,ihtilaflı dönemde sadece 1997/2 ve 30.6.2009 arası dönem bordrolarının mevcut olduğu,anılan bordroların tamamında davacının yer aldığı,15.9.1997 tarihinden önceye ait dönem bordrolarının işverence kurum kayıtlarına intikal ettirilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dinlenen bordro(davalı tanığı) tanığı …’nin ihtilaflı dönemin tamamını kapsayacak şekilde bordrolu çalışan olmadığı,aynı zamanda ihtilaflı dönemin tamamını kapsayacak şekilde bordro tanığının bulunmadığı, komşu işyeri araştırması yapılmadığı, mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan yetersiz tanık beyanına dayalı olarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; … odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı yanın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.