Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13117 E. 2012/14011 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13117
KARAR NO : 2012/14011
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Temmuz 1995-2004 ve Eylül 2005-16/02/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum’un tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacının davalı …’a ait çay ocağı işyerinde 1995 yılı Temmuz ayından 2004 yılına kadar ve 2005 yılı Eylül ayından 16.02.2006 tarihine kadar 506 sayılı Yasa kapsamında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının 01.09.2005 – 16.02.2006 tarihleri arasında davalı işveren yanında asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiş, 1995 – 2004 yılları arasındaki talep ise zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işveren tarafından düzenlenmiş işe giriş bildirgesi ve davacının talep ettiği dönemde herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, davalı işyerinin 03.09.2004 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 2004 yılı Eylül ayı ile 2006 yılı Şubat ayı arasındaki döneme ilişkin dönem bordrolarının mevcut olduğu, davacının 2002 yılında davalı … yanında geçen hizmetlerinin tespitine ilişkin dava açtığını, ancak daha sonra davayı takipsiz bıraktığını beyan etttiği, bahsi geçen dosyanın yargılama sırasında incelenmediği, dosyada mevcut bordrolarda ismi bulunan tanıklar ile zabıta tarafından tespit edilen komşu işyeri tanıklarının dinlenilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hakdüşürücü süreden bahsedilemeyeceği açıktır. Yerleşik Yargıtay görüşü, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilebileceği, ayrıca tespiti istenen dönem içerisinde askerlik yapılmışsa, askerlik süresi içinde iş aktinin askıya alınması sebebiyle askerlik bitimi ile tekrar eski işe dönülmekle çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğü hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmektedir.
Öte yandan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda; mahkemece 1995 – 2004 yılları arasındaki talep yönünden hak düşürücü süre konusunda deliller re’sen toplanarak yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle bu döneme ilişkin talebin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; dönem bordrolarından davacı ile aynı işyerinde çalışan varsa kayıtlı tanıkların ve davacı ile aynı tarihlerde işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı zabıta marifetiyle tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak 1995 – 2004 yılları arasındaki çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacı ile tanık Ramazan Kaya’nın 2002 yılında davalı aleyhine açtıklarını, ancak daha sonra takipsiz bıraktıklarını beyan ettikleri dava dosyasını araştırıp beyandaki gibi bir dava bulunması halinde söz konusu dosya iş bu dosya içerisine alınarak gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra varılacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.