YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13221
KARAR NO : 2013/20453
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 15.09.1994 tarihinden itibaren davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde … şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 4447 sayılı Kanunun 11. maddesiyle değişen 506 sayılı Kanunun 79/2. maddesine göre, “ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların 30 günden az çalıştırıldıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır” hükmüne yer verilmiştir. Getirilen bu hüküm karşısında işverenin prim bildirgelerine sigortalının o ayın tümünde çalışmadığına ilişkin belge ibraz etmemesi halinde sigortalının ilgili ayın tamamında çalıştığına güçlü bir karine oluşturur. Bu karinenin aksinin aynı güç ve nitelikte delillerle kanıtlanması icap eder. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; bildirgenin verildiği veya çalışmanın bildirildiği tarihten önce ve sonra kesintisiz devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 – 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.
Somut olayda; davacının çalışmalarına ilişkin olarak, davalı işverene ait 5598 ve 12321 sicil numaralı işyerlerinden 15.01.1995, 15.05.1995, 15.03.1996, 15.10.1996, 01.02.1997, 15.09.1997, 01.02.1998, 15.09.1998, 01.07.1999, 01.03.2000, 01.03.2001 17.01.2003 ve 22.06.2006 başlama tarihli işe giriş bildirgelerinin bulunduğu, 13.03.2004, 25.05.2004 03.12.2004 tarihli işe giriş bildirgelerinin dava dışı işveren tarafından verildiği, davalı işverene ait iki farklı işyerinden 15.01.1995 tarihinden 2004/1. dönemine kadar tarihine kadar kesintili, 22.06.2006 tarihinden sonra kesintisiz bildirimde bulunulduğu, Mahkemece, davacı ile birlikte çalıştıklarını beyan eden tanıkların beyanlarına itibar edilerek; yapılan bildirimler dışında davacının kesintisiz çalıştığının kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Davalı işyerinden davacı adına işe giriş bildirgesi verildiği ve davacının bir kısım çalışmaları bildirildiğinden bu çalışmalardan önceki çalışmalar ile bu çalışmaların devamı niteliğindeki çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği, davalı işverenin kamu kurumu olduğu ve kamu kuruluşlarındaki çalışanların kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının asıl olduğu da göz önünde tutularak, çalışmanın geçtiği iddia edilen döneme ilişkin işveren nezdindeki ücret tediye bordroları ve konuya ilişkin tüm belgeler eksiksiz olarak getirtilip, davalı Kurumdan, varsa işe giriş bildirgelerinin asılları ya da onaylı suretleri celp edilerek, anılan belge ve bordrolardan sigortalının imzasını içerenlerden, imza aidiyeti yönünden çekişme bulunmayanlar ile hata, hile, ikrah halleriyle sakatlığı iddia ve kanıtlanamayan belgelerin içeriklerinde gösterilen gün kadar çalışmanın karinesini teşkil edeceği göz önüne alınarak, dava konusu dönemin tamamına ait dönem bordroları celp olunmalı, daha önce dinlenen tanıkların hangi dönem bordro tanıkları olduğu belirlenmeli, gerekli görüldüğü takdirde davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları dinlenmeli; davacının sürekli çalışma iddiasının, re’sen kanıt toplanabileceği yönü de gözetilerek gerekli araştırma ve soruşturma yapılmalı, gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, uyuşmazlığa konu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü’ne iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.