Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13577 E. 2013/18895 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13577
KARAR NO : 2013/18895
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 27/10/2004 – 31/05/2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının 506 sayılı Yasa kapsamında geçtiğinin tespitine, çakışan … kaydının iptaline, ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının murisinin 27.10.2004-31.05.2007 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki … sigortalılığının iptali ile, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının geçerli olduğunun tespiti ile murisinin ölüm tarihini takip eden aybaşı itibari ile 506 sayılı Yasa’nın 66. maddesi uyarınca davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının murisi … …’ın 27.10.2004-31.05.2007 tarihleri arasında 506 S.K.na tabi sigortalı olduğunun tesbiti ile, hak sahipleri olan davacılara ölüm tarihini takip eden 01.07.2007 tarihinden itibaren dul ve yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının murisinin 04.05.2004-11.06.2007(ölüm tarihi) tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, 22.03.2000-25.12.2003, 27.10.2004-31.05.2007 tarihleri arasında aralıklı 506 sayılı yasa kapsamında çalışmalarının bulunduğu, 04.05.2004-11.06.2007(ölüm tarihi) tarihleri arasında 1479 sayılı yasa kapsamaında sigortalı kabul edildiği, davacının Kurum’dan 24.09.2008 tarihinde 506 sayılı ysasadan ölüm aylığı talebinde bulunduğuı; ancak Kurumca davacının murisinin 1479 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığının esas alındığı, 5 yıl ve 1800 gün prim ödeme şartının oluşmaması nedeniyle talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık ile … … sigortalılığının 27.10.2004 tarihinde çakışması nedeniyle hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağı, … … sigortalılığının devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda, önceden başlayıp devam eden sigortalılık … … sigortalılığı olmasına rağmen nizalı dönemde çakışan 506 sayılı yasaya tabi sigortalılığa üstünlük tanınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının murisinin önce başlayan sigortalılığı … … sigortalılığı olduğundan, nizalı dönemde … … sigortalısı olduğu kabul edilerek, ölüm aylığı şartları da buna göre değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.