Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13652 E. 2012/16599 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13652
KARAR NO : 2012/16599
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 11/07/1978 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı, 11.07.1978 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 11.07.1978 tarihi olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç hatalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 11.07.1978 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2009/437 E., 2010/404 K. Sayılı kararı ile dosyada bulunan işyerine ait 1977/3-4. Ve 1978/1.dönem bordrosunda çalışan bordro tanığının dinlendiği, bu tanığın davacıdan önce işyerinde çalıştığından tanıklığına itibar edilemeyeceği, işyerine ait 1978/2.dönem bordrosunun verilmediği bildirilmiş ise de 1978/3. ve 4. dönem bordrolarının Kuruma verilip verilmediği araştırılmadığı,ayrıca komşu işyeri araştırması da yapılmadığı aynı dönemde çalışmayan tanığın beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme bozma ilamına uyarak 1978/3 ve 4. dönem bordrolarını araştırmış ve bu bordroların verilmediğini tespit etmiştir. Ayrıca bozma ilamında belirtilen şekilde komşu işyeri araştırması yapılmış, belirtilen tarihlerde komşu işyeri tespit edilememiştir. Bu durumda davacının talebinin 11.07.1978 tarihinde işe giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına geçtiği göz önünde bulundurularak kabulü gerekir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının ilk sigortalıllık başlangıç tarihinin 11.07.1978 olduğunun tesbitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.