Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13813 E. 2013/4622 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13813
KARAR NO : 2013/4622
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/08/2008-20/05/2009 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.08.2008-20.05.2009 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, sigortalılık hallerinin birleşmesi (çakışan sigortalılık) halinde hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için çakışan sigortalılık halinin çözümüne dair mevzuatın zaman içerisinde geçirdiği değişikliklerin ve konuya dair Yargıtay kararlarının incelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
a) 01.10.2008 tarihinden önceki dönem;
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun Geçici 1.maddesi ile Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) , Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (…) ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı’nın (Emekli Sandığı), Kanun’un Geçici 6.maddesi ile de 506 Sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların Sosyal Güvenlik Kurumuna devri gerçekleştirilmiştir. Ne var ki 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 506, 1479 ve 5434 sayılı Kanun’lar 01.10.2008 tarihine kadar uygulanmaya devam edilmiş ve halen de bir kısım hükümleri uygulanmaya devam edilmektedir.
506 ve 1479 sayılı Kanun’lar sigortalılık hallerinin çakışabileceğini öngörerek düzenleme getirmiş ise de değişik sigortalılık hallerinden hangisine hangi hallerde üstünlük tanınacağına dair bağlayıcı bir norm 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar bulunmamaktaydı.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. (F) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.
1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı da aynı yöndedir).
b) 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem;
5510 sayılı Kanun’un 53.maddesinin başlığı “Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” olup bugünkü halini 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile almıştır.
16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Kanun’un 53.maddesinin ilk hali şu biçimdedir;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık nedenlerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tâbi olarak çalışmış olanların aylık bağlanma taleplerinde, en son sigortalı sayıldığı tarihten geriye doğru en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali esas alınır.”
“Sigortalılık hallerinin birleşmesi” halinde uygulanacak mevzuatı 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra iki döneme ayırmak mümkündür.
1) 01.10.2008-28.02.2011 tarihleri arasındaki dönemde sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
5510 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile değişik 53.maddesine göre;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.”
2) 01.03.2011 ve sonrası dönemde ise sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33.maddesine göre;
Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, … talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dışındaki diğer sigortalılık durumu dikkate alınır.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 33.maddesine göre Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikbu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten (01.03.2011) öncesi için uygulanmaz.
Yukarıda yer alan hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacının 01.06.2010 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için Kuruma … istekte bulunduğu ancak 2829 sayılı Kanun gereğince son 7 yıl içerisinde 1260 günden fazla SSK (4/1-a) sigortalılığı bulunmadığından isteğinin reddedildiği, 01.08.2008- 20.05.2009 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, bu dönemle çakışan biçimde 01.11.2006-30.11.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı SSK sigortalısı, 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında (4/1-a) bendi kapsamında sigortalı olduğu, 01.12.2008-31.12.2008 tarihleri arasında ise sigortalılık hallerinin birleşmediği (çakışma bulunmadığı) anlaşılmaktadır.
Davacının 18.07.2008 tarihinde İB formu sunması üzerine 01.08.2008 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, ziraat odası kaydının ve tarımsal taşınmazlarının bulunduğu, ziraat odası kaydının sona erdiği 20.05.2009 tarihinde sigortalılığının sona erdiği, 5458 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak 31.3.2005 tarihine kadarki borçlarını yapılandırarak ödediği, en son prim ödemesinin 2006 yılında olduğu, 23.12.2009 tarihinde de son prim ödemesini yapması üzerine prim borcunun kalmadığı, muhtarlığın yazısına ve tanık beyanlarına göre davacının 2006 yılından sonra tarımsal faaliyetinin bulunmadığı ve şoför olarak çalıştığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılk hali olup diğer isteğe bağlı sigortalılık halleri ile çakışması halinde Tarım … sigortalılığına üstünlük tanınmalıdır. Davacı 01.11.2006-30.11.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı SSK sigortalısı ise de bu dönemi de kapsar biçimde 01.08.2008-20.05.2009 tarihleri arasında zorunlu Tarım … sigortalısı olduğundan çakışan sigortalılıkta Tarım … sigortalılığına üstünlük tanınmak suretiyle davacının 01.08.2008-30.11.2008 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun kabulü gerekirken, ziraat odası kaydı ve tarımsal taşınmazlarının bulunduğu ve 23.12.2009 tarihinde prim ödemesi yaptığı da dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçeyle bu dönemde Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
01.12.2008-31.12.2008 tarihleri arasında sigortalılık hallerinin birleşmediği (çakışma bulunmadığı) anlaşılmaktadır. Yukarıda anlatıldığı üzere davacının bu dönemde ziraat odası kaydının ve tarımsal taşınmazlarının olması ve 23.12.2009 tarihinde prim ödemesi de bulunduğundan bu dönemde de Tarım … sigortalısı sayılması gerekir. Mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle davacının 01.12.2008-31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde Tarım … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un (4/1-a) bendi kapsamında sigortalılığı bulunmaktadır. Davacının önceden (1.8.2008) başlayan ve kesintisiz devam eden sigortalılığı ise Tarım … olup yine bu dönemde ziraat odası kaydının ve tarımsal taşınmazlarının bulunması nedeniyle davacının çakışan sigortalılık döneminde (01.01.2009-20.05.2009) Tarım … sigortalısı sayılması gerekir. Dosya kapsamında davacının tarımsal faaliyetini kanıtlayan yasal karinenin aksinin kanıtlandığı söylenemez.
Ne var ki bu dönemde davacının (4/1-a) bendi kapsamında sigortalı çalışması da bulunduğundan bu dönemde gerçekten tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığının ya da diğer bir deyişle Tarım … sigortalısı olmasını gerektirecek biçimde tarımsal faaliyeti olup olmadığının hiç bir tereddüte yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde araştırılması gerekir ise de mahkemenin bu yönde yeterli ve gerekli bir araştırma yaptığı söylenemez.
Yapılacak iş, 01.01.2009-20.05.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden; muhtarlık ve adrese dayalı kayıt sisteminde yer alan bilgilerden yararlanarak davacının davaya konu dönemde nerede ve hangi tarihler arasında ikamet ettiğini belirleyerek tarımsal faaliyette bulunmadığı takdirde kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini ne şekilde temin ettiğini araştırmak, tarımsal taşınmazlarının bulunduğu yerde çiftçilerin ürünlerini teslim ettikleri kurum ve kuruluşlardan davacının ürün teslimi ve prim kesintisi olup olmadığını sormak, İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odasından davacının tarımsal faaliyeti ile ilgili belgelerin örneklerini istemek, davacının tarım desteğinden yararlanmak amacıyla başvurusu olup olmadığını ve destek alıp almadığını, davacının sahibi olduğu tarım arazileri ile ilgili tarım desteği alınıp alınmadığını ve kim tarafından alındığını sormak, köy muhtarı ile ihtiyar meclisi üyelerini ve gerek görülürse kolluk araştırması ile belirlenecek kamu tanıklarını dinlemek, tarımsal taşınmazları kullanmadığı iddia edildiğinden bu dönemde taşınmazları ne şekilde kullandığını araştırmak, davacının zorunlu sigortalılık koşulu olan tarımsal faaliyetini hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlemek, yapılacak araştırma sonucunda davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmadıkça yasal karineye üstünlük tanımak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin 01.08.2008-31.12.2008 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi, 01.01.2009-20.05.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise eksik inceleme ve araştırma sonucunda … şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.