YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14510
KARAR NO : 2013/19764
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 09/07/1999-17/11/2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 09.07.1999-17.11.2000 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 2001 yılında çalışmasının tespiti için … olarak davalı kuruma başvurduğu kurum kayıtlarıyla belgelendiğinden hak düşürücü süre işe giriş bildirgesi verilmiş gibi işlemeyeceğinden davanın kabulü ile; … şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Somut olayda davacının davalı işverene ait işyerinden SGK’na verilmiş işe giriş bildirgesi veya bildirilmiş çalışmalarının bulunmadığı, davalıya ait işyerinin 01.09.1995-01.12.2003 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, bordro tanıklarının davacının çalışma iddiasını doğruladıkları, davacının 26.01.2001 tarihli dilekçesiyle çalışmasının tespiti için … olarak davalı kuruma başvurduğu, bu dilekçenin 05.04.2004 tarihli SGK yazısıyla işleme alındığı, ancak anılan başvuru üzerine SGK’nca yapılmış herhangi bir işlem veya kayden tespitin bulunmadığı, dava tarihinin 04.09.2009 olduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık; davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Çalıştırılanlar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3. maddesinde belirtilen istisnalardan olmamak kaydıyla, 2. maddede öngörülen koşulların varlığı halinde kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağına ilişkin norm, sigortalının kayıt altına alınabilmesi ile sonuç doğurur.
Bildirimsiz geçen çalışmaların tespitine ilişkin dava koşulları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesinde tanımlanmıştır. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte tespit edilen belgelerinin Kuruma verilmemiş ya da çalışmaların Kurumca saptanamamış olması ile anılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması şeklinde sıralanabilir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Anılan maddelerde, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Sigortalı, bildirimsiz kalan çalışmalarının tespitini hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl (20.06.1987 tarihindeki yasa değişikliği ile on yıla çıkarılmıştı. Ancak 01.06.1994 tarihindeki yasa değişikliği ile tekrar beş yıla indirildi.) içerisinde isteyebilir. Hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür.
İşverenin, sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanunun 79/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işverence Kuruma verilecek belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu, vd. şeklinde sıralanmıştır. Bu belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Görüldüğü gibi davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddelerinde hak düşürücü süreyi kesen etkenler arasında SGK’na başvurarak, hizmetin tespitini istemek sayılmamış, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş, davacının 2001 yılında hizmetinin tespiti için SGK’na başvurusunun tek başına hak düşürücü süreyi kesmeyeceği esas alınarak, yukarıdaki bilgiler ışığında, dava tarihi itibariyle geçmiş bulunan hak düşürücü süreyi kesen yasal nedenlerden birinin bulunup bulunmadığı, özellikle davacının SGK’na 26.01.2001 tarihli dilekçesiyle çalışmasının tespiti için verdiği dilekçe sonucunda davalı Kurumca yapılmış bir müfettiş incelemesi,kayden veya fiilen tespitin bulunup bulunmadığı yeniden, titizlikle araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, SGK’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.