Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/14820 E. 2013/16855 K. 23.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14820
KARAR NO : 2013/16855
KARAR TARİHİ : 23.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava; davacının davalıya ait işyerinde 2003 yılı 2005 yılı 2. ayı ve yine 2006 yılı 11. aydan 08.12.2008 tarihine kadar geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının talep ettiği dönemler arasında davacı adına davalı işyerinde geçen 07.06.2004 – 30.09.2004 arası ve yine 06.01.2007 – 10.01.2007, 03.08.2007 – 01.01.2008, 06.05.2008 – 07.11.2008 aralıklarında bildirilen çalışmaları bulunduğu, davacının 25.03.2005 – 31.01.2006, 16.02.2006 – 08.03.2006, 10.05.2006 – 21.05.2006, 22.05.2006(10 gün), 2006/6.,7.,8.,9. aylar, 20.10.2006(çıkış-20 gün), 2006/10 ayda başka işyerlerinde çalışması bulunduğu, 07.06.2004 tarihinde … müfettişlerince yapılan denetimde davacının çalışır olduğu ve 18.10.2004 tarihinde davacının çalışır işçiler arasında bulunmadığı, davacı ve davalı işverenin aynı zamanda çeşitli dönemlere ilişkin bordo tanığı olan tanıklarının davacının Kuruma bildirilen çalışmaları da dahil aralıklı bir kısım çalışmalarını çelişkili şekilde doğruladıkları anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay

Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden davacının davalı işyerinde çalışmalarının kesintili olduğu ve davacının kardeşi Mustafa’ya ait tespit dosyasında da kardeşi ile aynı gün iş akitlerinin sona erdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının tespitini talep ettiğ dönem bordrolarından re’sen tespit edilecek tarafsız bordro tanıklarını ayrıntılı dinlemek, bordro tanıklarının beyanları yeterli görülmez ya da bordro tanığı tespit edilemez ise talep edilen dönemde bu işyerine komşu işyeri sahipleri ile çalışanları tespit edilip bu kişilerin de ayrıntılı beyanlarına başvurmak, böylece davacının talep ettiği dönemde davalı işyerinde çalışıp çalışmadığını tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlemek böylece davalı ve davacı tanıklarının beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.