YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15180
KARAR NO : 2012/16859
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
Davacı ile davalı Kurum arasındaki tespit davası hakkında Ankara 5. İş Mahkemesince verilen 28/04/2010 gün ve 2009/710-2010/160 sayılı kararın BOZULMASINA ilişkin Dairemizin 23/02/2012 gün ve 2010/7146-2012/2189 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Dairemizin 23.2.2012 tarih, 2010/7146 Esas 2012/2189 Karar sayılı Bozma kararında maddi yanılgı olduğu gerekçesi ile dairemiz kararının düzeltilmesini istemiştir.
İş Mahkemesi kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması mümkün bulunmamasına karşın maddi hataya dayalı kararların düzeltilmesi Dairemizin yerleşmiş uygulamalarındandır.
Dava, davacının babasının, … Sandığına tabi hizmetleri ile iglili olarak yaptığı ihya işleminin geçerli olduğu ve davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacıya 2829 sayılı Kanun’un 8/2. Maddesi hükmü ve 506 sayılı Kanun’un 66. maddesi gereğince ihya bedelinin ödendiği 14.1.2009 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ihya bedelinin karar tarihi itibari ile davalı … Kurumuna yatırılarak depo edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizce 23.2.2012 tarih, 2010/7146 E., 2012/2189 K., sayılı ilam ile,; “ölüm aylığı için davacının babasının SSK’lı olarak prim ödeme gün sayısının yetmediği, 2829 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine göre son 7 yıl hizmetin … Sandığında geçmiş olması nazara alınarak ölüm aylığının … Sandığı tarafından bağlanması gerekeceği, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa göre ölüm aylığı için şartların oluşmadığı, buna göre davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğu” belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; “davacının babasının 1.9.1979 –9.4.1985 tarih aralığında 6 yıl 8 ay 23 gün 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa tabi, 1.7.1975 – 31.8.1975, 1.1.1987 – 31.1.1987, 1.11.1988 – 28.2.1989 tarih aralıklarında toplam 179 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının olduğu, 21.5.1996 tarihinde öldüğü, davacının babasına … Sandığı tarafından 29.5.2009 tarihinde 9.4.1985 tarihinde ayrılması nedeniyle 335.062 TL ödeme yapıldığı, davacının 3.6.2002 tarihinde evlenip 7.6.2007 tarihinde boşandığı, Kurumca davacıya hitaben yazılan 26.5.2008 tarihli yazıda; “davacının babasının toplam 6 yıl 8 ay 23 gün hizmetinin olduğu, 5434 sayılı Kanunun 66. maddesinde aranılan 10 yıl hizmet şartından dolayı ölüm aylığının bağlanmasının mümkün olmadığı, ancak 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra başvuru halinde şartların tekrar değerlendirileceğinin” belirtildiği, 22.12.2008 tarihli Kurum yazısında; “davacının babasının … Sandığı Kanununa tabi 6 yıl 8 ay 23 gün hizmetine karşılık toplu ödeme yapılarak tasfiye edildiği, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca 818,79 TL’nin 29.1.2009 tarihine kadar yatırılarak ihya işleminin yapılacağının” belirtildiği, davacının 14.1.2009 tarihinde süresinde ödemeyi yaptığı, davacının ödemeyi süresinde yapması nedeniyle 6.1.2009 tarihinden geçerli olmak üzere ihya işleminin yapıldığı, ancak daha sonra 27.1.2009 tarihinde ihyanın yersiz olduğuna karar verilip davacının yatırdığı bedelin geri ödenmesine karar verildiği ve davacının hesabına yatırılmak suretiyle iade edildiği görülmüştür.
İhya bedelinin hak sahibine geri verilmesine neden olan 6 aylık başvuru süresi 5510 sayılı Yasanın 36. maddesinde bulunmamaktadır. Yasanın bu maddesindeki olgunun halen sonuçlanmamış hukuki işlerde de uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlık, davacının babasının 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa tabi hizmetlerinin ihya edilip edilmeyeceği ve bunun sonucunda davacının ölüm aylığına hak kazanıp kazanamayacağına ilişkindir.
Davacının babasının ölmeden önceki son çalışmaları, 506 sayılı Kanun kapsamındadır. Buna göre 2829 sayılı Kanunun 8/2. maddesi uyarınca aylık bağlayacak olan kurum SSK’dır. Ancak 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet süresi aylık bağlamaya yeterli değildir. Bu nedenle 2829 sayılı Kanunun 8/1. maddesine göre hizmetlerin birleştirilmesi gerekmektedir.
Bu hizmetlerden 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti … Sandığı Kanununa tabi olan hizmetlerine ilişkin kesenekler aynı Kanunun 87. Maddesi gereğince ödendiğinden, bu hizmetin hak sahibi tarafından ihyası gerekmektedir.
5510 sayılı Yasa’nın “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4.maddesinin 4.fıkrasına göre “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” 12.5.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “5434 sayılı Kanuna tabi hizmeti bulunanlar hakkında uygulanacak işlemler” başlıklı Geçici 12. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “birinci fıkra kapsamına girenlerin (bir süre iştirakçi olduktan sonra görevinden ayrılanların, iştirakçi iken, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların, 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanların ve bu fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenlerin dul ve yetimlerinin) aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile ölüm yardımı, evlenme ve emeklilik ikramiyeleri hakkında Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.
Buna göre ihya işlemini tamamlayacak olan … Kurumu T.C. … Sandığıdır. İşlemleri tamamlayacak olan Kurumun kendi iç meselesindeki kuralların devreye sokulmasında görev … Sandığına ait olduğundan bu hususta Mahkemece hak sahibine önel verilerek T.C. … Sandığı bünyesinde ilgili prosedür tamamlattırıldıktan sonra (gerekirse idari yargı yolu da tüketilerek) kazanılacak haklar ve hizmet süresi 506 sayılı Kanuna tabi hizmet ile toplanarak 506 sayılı Kanuna göre gerekli şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek istek hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkeme kararının bu ilkeler çerçevesinde bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak yazılı şekilde bozulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 23.2.2012 tarih, 2010/7146 Esas 2012/2189 Karar sayılı Bozma kararının kaldırılmasına,
Hükmün yukarıda yazılı olan gerekçelerle BOZULMASINA, 09/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.