Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/15876 E. 2012/17284 K. 15.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15876
KARAR NO : 2012/17284
KARAR TARİHİ : 15.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 28/06/2006-15/11/2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava; davacının davalı şirkete ait işyerinde 28.06.2006 – 15.11.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında asgari ücret ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının hizmetlerinin tespitine ilişkin davayı ilk olarak … Ltd. Şti. ile … Ltd. Şti.’ne karşı açtığı, mahkemece delil durumu gözönünde bulundurularak her iki işveren arasında resmi kayıtlar üzerinde bağlantı bulunmaması nedeniyle davalı şirketler hakkında açılan davaların ayrılmasına karar verildiği, davalı işyerince davacı adına düzenlenmiş işe giriş bildirgesi ve davacının herhangi bir sigorta tescilinin bulunmadığı, dönem bordrolarının dosya içerisinde mevcut olduğu, bordro tanığının davalı işyerinde çalışmadığını, işyerinde çalışmış gibi gösterildiğini beyan etttiği, davacı tanıklarının ise davacının iddialarını doğruladıkları anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasanın Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, somut uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; tefrik kararı nedeniyle … Ltd. Şti.’ne karşı davacının aynı tarihler arasındaki çalışmalarının tespiti talebiyle açtığı davaya ilişkin dosya incelenmeden ve fiili çalışmanın varlığı açıklanan şekilde yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemde çalışması bulunan başka bordro tanıkları veya kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi ya da çalışanı oldukları belli olan tanıklar dinlenilmeden eksik araştırma ve inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; … Ltd. Şti.’ne karşı açılan davaya ilişkin dosyayı iş bu dosya arasına alarak incelemek, dava konusu dönemdeki bordro tanıklarını ve gerek görüldüğü takdirde … ilgili İl Müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle giriş bildirgesinin verildiği iş yerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve böylece gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.