YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15968
KARAR NO : 2013/9742
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetten … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılacması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 324,471,20 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan … İnşaat Taahhüt Ticaret A.Ş, …, …, … vekillerince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14/05/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalılardan … İnşaat Taahhüt Ticaret A.Ş vekili Avukat … ile davalılardan …, …, … adına Vek. Av. … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarfından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 03.09.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu 07.10.2003 tarihinde ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin kararı aşağıda açıklanacak nedenlerle hatalıdır.
A-İş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahipleri tarafından uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. ve 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Somut olayda, davalılar arasında asıl ve alt işveren ilişkisinin mevcut bulunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığı gibi yerel mahkemenin kabulünün de bu doğrultuda olduğu görülmektedir.
Zararlandırıcı sigorta olayının 03.09.2003 tarihinde meydana geldiği manevi tazminat istemli davanın ise 06.06.2011 tarihinde açıldığı ortadadır. Hal böyle olunca, manevi tazminat istemli birleşen davada yukarıda sözü geçen maddenin öngördüğü 10 yıllık zaman aşımı süresinin gerçekleşmediği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davada uygulama yeri olmayan 818 Borçlar Kanunu’nun 60/2. maddesine dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
B-Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının kusurun bulunmadığı tüm kusurun davalı asıl ve alt işverenlere ait bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına hüküm altına alınan 10.000,00-TL ile davacı çocuklardan her biri yararına 7.000,00’… TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
C-Maddi tazminata gelince: Tazminatın hesabına esas alınan ücretin belirlenmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Yerel Mahkemenin 13.05.2011 günlü hesap bilirkişi raporunda sigortalının asgari ücretin 3.98 katı düzeyindeki ücretle çalıştığının kabulü ile zararının hesaplandığı A şıkkını maddi tazminatın belirlenmesinde esas aldığı anlaşılmaktadır.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı işçinin enerji nakil hattı direklerinin … çukurlarının açılması işinde kompresör kullandığı anlaşılmaktadır. İşyerinde TİS düzeni olmadığı gibi, yapılan işte vasıflı bir iş değildir. Hal böyle olunca yapılan işin mahiyetine göre işyeri kayıtları da dikkate alınarak hesap bilirkişi raporunun B şıkkında bulunan ve asgari ücretin 1,81 katı düzeyindeki ücretin gerçek ücret olduğunun kabulü ile tazminatın hesabında esas alınması gerekirken, TİS düzeni olan işyerlerinde ENH montaj de montajında çalışan sendikalı işçinin ücretinin gerçek ücret kabul edildiği hesap raporunun A şıkkının hak sahiplerinin tazminatlarının belirlenmesinde esas alınması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacılar ve davalılar yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.