Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16013 E. 2013/24127 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16013
KARAR NO : 2013/24127
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin ölümünden dolayı ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken 28/09/1991 tarihinde ölen oğullarından dolayı davacılara iş kazası geliri ve ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.
Sigortalının ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde sigortalının iş kazası sonucu ölümü halinde hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiş 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde ” geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına” ibareleri 29.7.2003 tarihli 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile değiştirilerek ” sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Yasa’ya göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına” ibareleri getirilmiştir. Yine 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 69. maddesi, ölen sigortalının ana ve babasına aylık bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken aylıklar toplamının, sigortalıya ait aylıktan aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta iken; 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul (sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir.
Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, hem sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini, hem de kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlann geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda
genel bir düzenleme yoktur. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı karannda da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak; her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunlann yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibarıyla, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlannı doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Kanunların zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla birlikte; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanun’da yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve anılan Kanun’un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun’a eklenen ek 46. maddenin bir yürürlük maddesi olmayıp, sadece bağlanan ölüm gelirinin kesilmesi yönünden bir düzenleme içermesi karşısında, sosyal güvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle sonuç olarak eldeki uyuşmazlıklarda her iki düzenlemeden ana ve baba yararına olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir.
Öte yandan, aynı Yasa’nın 92.maddesine göre ise, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanmadan önce iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan ve sermayeye çevrilen gelirler ile yaşlılık sigortasından yapılacak toptan ödemelerde bu fıkra hükmü uygulanmaz. Malullük sigortasından aylık bağlanmasına ve yaşlılık sigortasından toptan ödeme yapılmasına hak kazanan sigortalıya yalnız aylık verilir.
Somut olayda, davacıların oğlu … 28.09.1991 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiği, davacılara 01.04.1994 tarihinde ölüm geliri bağlandığı, 24.02.1992 tarihinde ölüm aylığı bağlanması talebinde bulundukları ancak ölüm aylığı bağlanmasına veya taleplerinin reddine ilişkin belgeler dosya arasında bulunmadığından davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının anlaşılamadığı, Kurum müfettişleri tarafından hazırlanan 23.07.1999 ve 01.08.2000 tarihli raporlarla ölen sigortalının anne babası olan davacıların geçimini sağlamadığının tespit edildiği, ölen sigortalı …’in eşinin 21.10.1998 tarihinde, kızının ise 19.10.2010 tarihinde gelirden çıktıkları, davacıların 28.01.2011 tarihinde ölüm geliri ve aylığı talep ettikleri, davalı Kurumca davacıların taleplerinin geçimleri sigortalı tarafından karşılanmaması nedeniyle reddedildiği, davacıların sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmadıkları, 2022 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylık haricinda gelir veya aylık almadıkları anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalı Kurumdan davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığını , bağlanmışsa ne zaman ve hangi sebeple kesildiğini sormak ve ölüm aylığı tahsis dosyasının eksiksiz bir örneğini istemek, 506 sayılı Yasa’nın 69. maddesi uyarınca davacıların aylık koşullarını taşıyıp taşımadığı göz önünde bulundurularak sonucuna göre hak sahibi ana ve baba yönünden 506 sayılı Yasa’nın 92.maddesindeki düzenleme dikkate alınarak aylık ve
gelirlerden hangisinin yüksek olduğunu ya da aylıkların eşit olup olmadığını ilgili Kurumdan sormak ve sonucuna göre talep tarihi 28.01.2011 tarihi de gözönünde bulundurularak karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 17/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.