Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16515 E. 2013/22037 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16515
KARAR NO : 2013/22037
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığının yeniden bağlanmasına ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile kesildikten sonra ödenmeyen aylıkların ödenmesi ve Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 4411 gün 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmeti, 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5011 gün primi ödenmiş sigortalılık süresine göre 01.06.2003 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanunun geçici 81/A maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumca sonradan yapılan incelemede davacının yaşlılık aylığının bağlanması sırasında dikkate alınan 1973/1. dönemindeki 46 günlük çalışmanın, davacı ile aynı ismi taşıyan başka bir kişiye ait olduğunun anlaşılması üzerine başlangıçta yaşlılık aylığının şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davacının aylığının başlangıç tarihi itibari ile kesildiği ve ödenen aylık miktarı olan toplam 47.6400,97 TL’nin geri istenildiği anlaşılmıştır.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın “Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili”ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, Borçlar Kanununun 63. maddesine göre sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmadığından, iadenin kapsamını belirlerken, Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulama olanağı bulunmayıp, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması esnasında, hizmet süresi hesaplanırken davacı ile aynı ismi taşıyan başka bir kişinin 46 günlük çalışmasının davacıya mal edilmesinde davacının etkisi olmadığı, başka kişiye ait olup da davacıya mal edilen hizmetin eksiltilmesinden sonra davacının toplam 4065 gün primi ödenmiş sigortalılık süresinin olduğu, şartları oluşmadığı halde davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasının Kurumun hatalı işlemine dayandığı, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler, … b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44.mad) yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44.mad) yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. …” hükmü çerçevesinde, davacının iade ile yükümlü olduğu aylıkların tutarı belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu … şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.