Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16752 E. 2013/5650 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16752
KARAR NO : 2013/5650
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacının, Doğru Yol Partisi (ünvan değişikliği ile Demokrat Parti) … İl Başkanlığında 23.11.2000 ile 30.3.2005 tarihleri arasında çalıştığının tesbiti ile işçilik alacaklarının davalı partiden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili 8.6.2010 tarihli dilekçe ile; dava konusu taleplerin, davacının Doğru Yol Partisi (ünvan değişikliği ile Demokrat Parti) … İl Başkanlığında vuku bulan çalışmalarından kaynaklanan tespit ve tazminat talebi olduğunu, davanın Genel Merkez aleyhine açılmasının temsilde hata olduğunu, bu yanılgının temsilde hata kabul edilerek ihtilaflı dönemde il başkanı olarak görev yapan …, …, … ve …’ın hasım mevkiine alınmasını ve dava dilekçesinin bu kişilere tebliğini talep etmiştir.
Mahkemece; 8.6.2010 tarihli oturumda; davacı tarafa, husumet yöneltilen davalıların açık kimlikleri ile, tebliğe çıkarılacak dava dilekçesindeki talepleri de ayrıntılı olarak yazıp mahkemeye bildirip, gerekli harcı ikmal edip, tebliğe çıkarmak üzere 10 günlük süre verilmesine karar verildiği, davacı tarafından süresi içerisinde bu işlemlerin yapılmadığı, bunun üzerine 30.9.2010 tarihli oturumda, davacıya önceki celse ara kararlarını yerine getirmek üzere, 20 günlük kesin mehil verilmesine karar verildiği, ancak davacının süresi içerisinde ara kararının gereğini yerine getirmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafın DYP (DP) Genel Başkanlığı aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine, dava dilekçesinde bulunması gerekli zorunlu olan adres bilgileri tamamlanmayan diğer tebligatı yapılmayan …, …, … ve … aleyhindeki dava dilekçesinin zorunlu unsurlarının ibraz edilmemesi sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Görülmekte olan bir davada, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı dava şartı olup mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilir.
Siyasi partilerin kurulmaları, teşkilatlanmaları, faaliyetleri, görev, yetki ve sorumlulukları, mal edinimleri ile gelir ve giderleri, denetlenmeleri, kapanma ve kapatılmalarıyla ilgili hükümleri düzenleyen 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 3. maddesinde; “siyasi partilerin ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu,” 7. maddesinde; “siyasi partilerin teşkilatının; merkez organları ile il, ilçe ve belde teşkilatlarından; Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu ile il genel meclisi ve belediye meclisi gruplarından ibaret olduğu,” 15/3. maddesinde, “partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu, Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu,” belirtilmiştir.
Siyasi partilerin belde, ilçe ve il teşkilatlarının parti tüzelkişiliğinden ayrı ve bağımsız bir tüzelkişilikleri yoktur.
O halde, davacı tarafından husumetin, parti genel merkezine yöneltilmesinde bir hata yoktur.
Yapılacak iş; davacıya davasını yöntemince doğru hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na yönelttiği nazara alınarak sunulacak delil ve belgeleri de gözönünde bulundurarak dosya kapsamına göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan; taraflarının statüsü, hakimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları, temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan alacak ve hizmet tespiti davalarının birlikte görülmesi de hatalı olmuştur. Her iki davayı ayırmak ve eksik yargı harçlarını tamamlattıktan sonra yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmak gerekmektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 26/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.