Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16796 E. 2013/21209 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16796
KARAR NO : 2013/21209
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava; davacının babasından dolayı aldığı yetim aylığının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı, muvazaalı olarak boşandığı gerekçesi ile kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylıkların yeniden bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının babasının 25.10.2001 tarihinde vefat ettiği, davacının 05.08.2003 tarihinde boşandığı, davacıya 01.09.2003 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, Kurum’a gelen isimsiz bir şikayet dilekçesi üzerine, Kurum tarafından davacının kimlerle birlikte oturduğunun araştırılması için zabıtaya yazı yazıldığı, davacının kayıtlarda görünen … İlçesi … Mahallesi’nde bulunan adresinde yapılan araştırma sonucu 16.03.2011 tarihinde tutulan tutanakta; komşuların davacıyı hiç tanımadıklarını, son 1 yıldır evraklar bu adrese gelse de adresteki kişileri tanımadıklarından evrakların posta görevlisine iade edildiğini beyan ettiklerinin bildirildiği, davacının dava dilekçesine ekli vekaletteki adresinin de bu adres olduğu, yine Kurum tarafından talep edilmesi nedeni ile zabıta tarafından 29.03.2011 tarihinde … İlçesi Fatih Beldesi … Mahallesi’nde yapılan araştırmada ise; davacı ile eski eşinin yaklaşık 1 yıldır bu mahallede ikamet etmediklerinin, ikamet ettiklerinde birlikte yaşadıklarının, ancak halihazırda davacının … Mahallesi’nde ikamet ettiğinin, eski eşin de … Mahallesi’nde ikamet etmediğinin, eski eş inşaat işçisi olduğu için açık adresinin bilinemediğinin tespit edildiğinin bildirildiği, zabıta tarafından tutulan tutanaklar gerekçe gösterilerek kontrol memuru tarafından hazırlanan 25.04.2011 tarihli raporda; davacı ile eski eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiğinin bildirildiği, 29.03.2011 tarihinde … Mahallesi’nde yapılan araştırma sonucu tutulan tutanakta isimleri bulunan muhtar … ve aza …’ın talimat ile alınan ifadelerinde davacı ile eski eşinin birlikte yaşayıp yaşamadıklarını bilmediklerini, tutanağı muhtarlık kayıtlarına göre imzaladıklarını beyan ettikleri, davacı tanıklarının davacının eski eşi ile yaşamadığını bildirdikleri, davacı hakkında “ Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık ” suçundan açılan ceza davasında suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiği, eski eşin 13.04.2011 tarihinde Gürcü uyruklu bir kişi ile evlendiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak ” eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyuca tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, ” hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içersinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01/10/2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı rahim kanseri olması nedeni ile eşinden boşandığını, boşandıktan sonra da birlikte yaşamadıklarını iddia etmekte ise de zabıta tarafından 16.03.2011 ve 29.03.2011 tarihinde tutulan tutanaklarda; davacının halihazırda kayıtlarda görünen adresinde tanınmaması, … mahallesinde yapılan araştırmada, altında muhtar ve azanın imzası bulunan tutanakta son 1 yıl öncesine kadar davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı ev içerisinde yaşadığının açıkça dile getirilerek tespit edilmesi, her ne kadar eski eşin boşanmadan sonra evlenmiş olması birlikte yaşamadıkları hususunda delil olarak ileri sürülmüş ise de eski eşin şikayet ve zabıta tahkikatlarının yapıldığı tarihten sonra Gürcü uyruklu bir kişi ile evlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde davacı ile boşandığı eşinin Yasa’da belirtilen “ fiilen birlikte yaşama ” koşulunu taşıdıkları anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamadıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.