Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17010 E. 2013/3775 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17010
KARAR NO : 2013/3775
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılardan …, … Mak. Ve Kalıp San. Ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davacıların tüm, temyiz eden davalıların ise sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı … yönünden davanın reddine, 1.269,98 TL.karşılanmamış maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 03.01.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı … ve davalı şirketten müştereken ve müteselsilen alınıp … mirasçılarına miras payları oranında ödenmesine, takdiren 30.000,00 TL.manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 03.01.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı … ve davalı şirketten müştereken ve müteselsilen alınıp … mirasçılarına miras payları oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; iş kazası sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranının % 24 olduğu, olayın meydana gelmesinde, davalı işveren … A.Ş’nin % 70 oranında kusurlu olup bu kusurun % 2’sinin dava dışı …’ya, % 1’inin davalı …’a ait olduğu, davacı işçinin % 30 oranında kusurlu bulunup, davalı …’in ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminatın çok fazla olduğu ortadadır.
O halde, temyiz eden davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.