Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17105 E. 2012/14740 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17105
KARAR NO : 2012/14740
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 09/02/2010 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı; 9.2.2010 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebini takip eden aybaşı olan 1.3.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacıya 1.3.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 1.6.1957 doğumlu olan davacının 9.2.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davacının 15.5.1981 – 30.11.1999 tarihleri arasında kesintili şekilde toplam 1678 gün, 1.5.2006-5.2.2010 tarihleri arasında kesintili şekilde 1263 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının bulunduğu, 25.1.2000-31.1.2001 tarihleri arası 8 ay 9 gün, 1.2.2001-30.5.2004 tarihleri arası 3 yıl 3 ay 29 gün, 8.3.2006-26.4.2006 tarihleri arası 1 ay 18 gün olmak üzere toplam 4 yıl 1 ay 26 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında … sigortalılığı bulunup prim borcu bulunmadığı, 600 gün askerlik borçlanması bedelini 18.2.2009 tarihinde Kurum hesabına yatırdığı, hizmet süresinin toplam 5037 gün olduğu, davacının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 506 Sayılı Yasa’ya tabi hizmet süresinin daha fazla olduğundan yaşlılık aylığının 2829 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince 506 Sayılı Yasa hükümlerine göre bağlanması gerektiği, buna göre 4447 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihi itibarı ile davacının 18 yıl 4 ay 3 gün sigortalılık süresi bulunup, sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanacağı, ancak davacının sigortalılık süresi 23 yıldan az olduğundan yaşlılık aylığı koşullarının 506 Sayılı Yasa’nın geçici 81. maddesindeki hükümlere göre belirlenmesi gerektiği açıktır. Davacının yaşlılık aylığı koşullarını 506 Sayılı yasa’nın 60/A-c maddesine göre değerlendiren bilirkişi raporunun hükme dayanak yapılması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının 506 sayılı Yasa’nın Geçici 81.maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı husunda yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.