Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17334 E. 2013/21586 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17334
KARAR NO : 2013/21586
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 17/09/2001-14/11/2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 17.09.2001-14.11.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma eksik kayıt ve tescil edilen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, isteğin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalıya ait 1002355 sicil sayılı işyerinde 5.8.2002-30.9.2002 arası,1007848 sicil sayılı işyerinde ise 24.10.2003-6.11.2004 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının bulunduğu,davacı adına 1002355 sicil nolu işyerinden 5.8.2002 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinin 1.8.2002 tarihinde,1007848 sicil nolu işyerinden 24.10.2003 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinin ise 23.10.2003 tarihinde kuruma verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip erilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen bordro tanıklarından …’nın davacının 2001 tarihinde işe başladığını beyan etmesine rağmen diğer bordro tanıkları İsmail Zengir ve …’nun beyanlarında davacının 2003 yılında işe başladığını beyan ettikleri bu nedenle tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu halde çelişki giderilmeden,bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle re’sen inceleme ve araştırma yapılması gerektiği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak davalı işyerinin uyuşmazlık döneminde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, hizmet hususunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ispatı için gerekli delilleri toplamak ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.