Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17679 E. 2013/5663 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17679
KARAR NO : 2013/5663
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Zararlarlandırıcı olaya maruz kalandiğer davacıların oğlu da olan davacı olay günü Davalı … adına Kurum da tescilli olan inşaat işyerinde … olarak çalışırken kaldırdığı demir çubuğun yakından geçen yüksek gerilim hattına değmesi sonucu oluşan iş kazasında %83 0ranın da iş göremezliğe uğramıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu iş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı kurum ve kişilerin %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş inşaat kaba inşaatını tümden dava dışı işveren …’e verilmesi nedeni ile de davalı …’ın işveren niteliğinin bulunmadığından kusursuz olduğu belirtilmiş ise de ;4857 Sayılı Yasa’nın 2. Maddesi gereğince adına tescilli işyeri olan ve sadece inşaatın kaba işlerini taşerona veren davalının üet işveren olduğu ve bu nedenlede olayda sorumlu olduğu açık iken kusur raporun da bu yön tartışılmadığı gibi bilirkişinin de işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olmadığı da ortadadır.
Gerçekten, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda bilirkişi İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini İncelemek suretiyle işverenin tüzüğü ilgili maddelerini incelemek suretiyle,işverenin işyerinde olması gerekli önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti biçiminde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Bu halde esas alınan bu kusur raporun, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş;Davalının üst işveren olduğu da dikkate alınarak işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetine konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle inandırıcı güç ve nitelikke olmayan 77. maddenin öngördüğü koşuları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.