YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19327
KARAR NO : 2013/6685
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Taraflar arasındaki iş kazası sonucu talep olunan maddi ve manevi tazminat istemine dair, Mahkemece verilen 18.7.2012 tarihli karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olup, bilahare 17.09.2012 tarihli dilekçesi ile vekaletnamesindeki yetkisine binaen temyiz talebinden feragat etmiş bulunduğundan davacı vekilinin vaki temyiz talebinin feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı işverenin temyizine gelince ;Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı işverenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece , davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 16.306 17 TL maddi ve 4.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının, davalı şirkette çalışmakta iken 20.11.1995 tarihinde sağ el ve parmaklarının enjeksiyon makinesine kaptırması sonucu %5.1. oranında malul kaldığı davalı işverenin olay sebebi ile %90 davacının ise %5 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan
kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 4.000 00 TL TL manevi tazminatın davacının maluliyeti ve olay tarihinden itibaren yürütülecek faiz gözetildiğinde fazla olduğu ortadadır.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir manevi tazminat miktarına hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.