YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19535
KARAR NO : 2013/5428
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 06.08.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 14,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar ile ihbar olunan vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kararı isabetlidir. Ancak manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği gibi davanın ihbar olunduğu … Sigorta AŞ hakkında da davada taraf gibi hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
HMK 61 vd. maddelerinde düzenlenen ihbar müessesi ile amaçlanan, davayı ihbar eden tarafın, davayı kaybetmesi halinde, üçüncü kişilere açacağı rücu davasında, ihbar edilenin ileri süreceği savunmalara, kısmen de olsa engel olmaktadır. Üçüncü kişi ihbar eden tarafın temsilcisi olduğundan, bu davada ihbar olunan üçüncü kişi hakkında hüküm kurulmaz. Her ne kadar ihbar edilen davada taraf değil ise de, aleyhine hüküm kurulmuş ise temyiz hakkının olacağı açıktır. Somut olayda davanın tarafı olmayan ihbar olunan … Sigorta AŞ aleyhinde hüküm kurulması HMK 69. ve 26. maddelerine aykırı olup bozma nedenidir.
Davacının iş kazası sonucu % 14,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı asıl ve alt işverenlerin toplam olarak % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hüküm altına alınan 20.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatın fazla takdiri ile davada taraf olmayan ihbar olunun hakkında da hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar ile ihbar olunanın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 21/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.