Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20002 E. 2013/4817 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20002
KARAR NO : 2013/4817
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacının davalıya ait işyerinde 01.01.1999 – 31.12.2003 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının tescilsiz işveren …’e ait işyerinde 01.01.1999 tarihi işe giriş tarihi olmak üzere; tescilsiz işveren …’e ait … Mah. başaran Sokak. No: 36/1 … adresindeki “… Tesisatı” işyerinde 01.01.1999 – 31.10.2002 tarihleri arasında 1368 gün çalıştığı, 208 günlük çalışmasının başka işverenlere ait işyerinden bildirildiği, 1160 günlük asgari ücretli çalışmasının davalı işveren … tarafından diğer davalı Kurama bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık; somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve … delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davalının, davacı ile aralarında hizmet akti değil kâr ortaklığı bulunduğunu iddia etmesine ve davacının talep ettiği dönemlerde başka işyerlerinden de bildirilen çalışmaları olduğu anlaşılmasına rağmen, bu husus hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak derecede ortaya konulmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının talep ettiği dönemde çalışmalarının bulunduğu diğer işyerlerinde kayıtlı çalışan bordro tanıkları ile talep edilen dönemde davalı işyerine komşu işyeri sahipleri ve çalışanları tespit edilerek davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkiyi net bir şekilde ortaya koyduktan sonra varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’e iadesine, 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.