YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20017
KARAR NO : 2013/4823
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 21/09/1991 tarihinde 1 gün sigortalı çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 21.09.1991 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı yanında 21.09.1991 tarihinde işe başladığını bildiren 27.09.1991 varide tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğu, bu bildirge üzerinde imza incelemesi yapılmadığı, dosya içerisinde davalı işyerine ait dönem bordroları ve ücret bordrolarının bulunmadığı, talep edilen tarihte davacının davalı Kurum’a bildirilen çalışmasının bulunmadığı, davacı tanıklarının davacının çalışmasını doğruladığı anlaşılmaktadır.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda; davalı işyerine ait dönem ve ücret bordroları dosya arasına alınmadan, dönem bordrolarında isimleri bulunan bordro tanıkları ile komşu işyeri tanıkları dinlenilmeden, resmi kayıtlara göre bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olduğu tespit edilmeyen tanık anlatımına göre sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davalı işyerine ait dönem ve ücret bordroları getirtilerek bu belgelerden tespit edilecek bordro tanıklarını dinlemek, ayrıca bu tanıkların adresleri tespit edilemediği ya da beyanları ile yetinilmediği takdirde, davalı Kurum’dan bilgi alınarak veya emniyet ve muhtarlık yoluyla yaptırılacak araştırma sonucu iş yerine komşu veya yakın işyerlerinden belirlenen çalışanların ve işyeri sahiplerinin beyanlarına başvurmak, gerekiyorsa mevcut işe giriş bildirgesi üzerinde imza incelemesi yaptırarak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.