Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20028 E. 2013/5530 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20028
KARAR NO : 2013/5530
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, 22.04.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 9.094,32TL maddi, 24.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.04.2010 tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;davaya konu zararlandırıcı olayın Kurumca işkazası olarak kabul edildiği,uğranılan kaza neticesinde sigortalının %4,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı,kazanın oluşumunda %75 oranında davalı şirket ,%25 oranında ise davacı kusurunun olduğu,davacının 02.07.2012 tarihinde ıslah harcı yanında başvurma harcı da yatırmak suretiyle manevi tazminat isteminde bulunduğu,manevi tazminat davası bakımından davacının herhangi bir faiz talebinin olmadığı buna rağmen mahkemece karar altına alınan manevi tazminata kaza tarihinden geçerli olmak üzere yasal faize hükmettiği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bunun yanında 6100 Sayılı HMK’nın 26.maddesine göre mahkemeler tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler.
Bu açıklamalar kapsamında somut olayda,olay tarihi,tarafların kusur oranları,davacının yaralanmasının niteliği ile tüm dosya kapsamına göre davacı yararına hükmedilen 24.000,00TL manevi tazminat çok fazladır. Kabule göre de; davacının manevi tazminat istemini ıslah harcı yanında başvurma harcı da ödemek suretiyle gerçekleştirdiği, bu yönüyle manevi tazminata dair talebin ayrı bir ek dava niteliğine kavuştuğu ve bu davada da davacı tarafından ayrıca faiz talep olunmadığı anlaşıldığından, manevi tazminat davasında talebin aşılması neticesini doğuracak şekilde hükmolunan tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesi de ayrıca hatalı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 25/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.