Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20357 E. 2013/24188 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20357
KARAR NO : 2013/24188
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 2002 yılı nisan ayından 2007 yılı ağustos ayına kadar davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 1.000,00 TL alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının hizmet tespiti davasının reddine, tazminat ve alacak davası yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı … sicilinin … olup, 01.04.2002 tarihinde Yasa kapsamına alındığı, … sicilli … Mermer ünvanlı … … adına kayıtlı şahıs şirketinin 17.03.1993 tarihinde yasa kapsamına alındığı, … isimli şahsın …
… Granit İnşaat Dekorasyon San Ltd Şti’nin de ortağı olduğu, her iki şirketin halen faal olduğu, davacının 28.12.2004-31.03.2006 tarih aralığındaki çalışmalarının … sicilli … Mermer ünvanlı işyerinden Kurum’a bildirildiği, 01.04.2006-09.08.2007 tarih aralığındaki çalışamalarının ise … sicilli …’nden bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının nizalı dönemdeki bir kısım çalışmalarının … Mermer ünvanlı … adına kayıtlı şahıs şirketi tarafından, bir kısım çalışmalarının ise davalı … tarından Kurum’a bildirildiği anlaşıldığından, davacının hangi tarih aralığında hangi işyerinde çalıştığı açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde verilen karar hatalıdır.
Yapılacak iş, … sicilli davalı …’ne ve … sicilli … Mermer ünvanlı işyerine ait işe giriş bildirgeleri ve dava konusu dönemi kapsar dönem bordrolarının SGK’dan getirtilerek, bordro tanıklarının davacının hangi şirkette, hangi tarih aralığında çalıştığı hususunda ayrıntılı beyanlarına başvurmak suretiyle açıklığa kavuşturularak davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.